• Kategori: 7-8.Sayı
  • Ali Kara tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 3534

Zekat Meseleleri

Ali Kara

Allaha hamd olsun, Habibine salât ve selam olsun.

Bu sayımızda mübarek ramazanla alakalı görülen zekât ve sadaka-i fıtır meselelerini incelemek istedik. Bazı fıkıh kitaplarından konuyu derledik, bir miktar açıklamalar ilavesiyle meseleyi sizlere takdim ediyoruz.

---------------------------------------------

ZEKAT MESELELERİ

---------------------------------------------

<<Zekat: Nisaba[1] ulaşan malın, şer’an muayyen bir cüz’ünü Hâşimi[2] ve Hâşimilerin âzatlı kölesi olmayan müslüman bir fakire, zekatı veren kişinin bütün cihetlerden menfatini keserek, (sırf) Allah rızası için temlik (fakiri sahip) etmesidir. >>

 

Bu tarifle zekâtın mal olan bir şey olması, belli bir nisaba –miktara- ulaşması ve zengin olanın elinden tamamen çıkıp fakirin eline –tasarrufu altına- girmesi anlaşılmış olur.

Zekatını verdiği kişinin tasarrufuna karışamaz, sınırlayamaz. Eğer beğenmeyeceği bir tasarruf yapmasından korkarsa zekatını ona vermesin.

<<Zekatın vucub şartı; akıllı olmak, baliğ olmak, müslüman olmak, hür olmak, üzerinden bir sene geçip borçtan ve asli ihtiyaçlarından kurtulan, nisab miktarı olan, takdiren de olsa artan, tam sahib olunan mal olmasıdır.>>

Bu şartlar,  zekatın hangi durumda farz olduğunu belirtir. Biraz sonra gelecek kısımda şartların tafsilini göreceğiz. Müslüman olmak, zekat ibadet olduğu için şarttır. Bir sene geçmesi, dört mevsimin dolaşarak para kazanacak hale gelmesi içindir. Takdiren artan demekle, altın, para veya dövizlerin durduğu yerde kıymet kazanmaları veya kendilerini muhafaza edebilmeleri vasfından olduğu içindir, yani altın ve para gibileri şayet çalıştırılsa, artış göstermeleri daha fazla ihtimaldir. Buna nami –gelir getiren- denir.

<<Bu şartlardan dolayı deli üzerine, çocuk üzerine, mükateb köle[3] üzerine, borçlu olup kullar tarafından talep edilenin borcu miktarında, zımar malında ki bu, ‘yitik maldır’, denize düşen malda, gasb edilip üzerine şahit bulunmayan malda, araziye defnedilip yeri unutulan malda, musadere (idareciler tarafından zulmen) alınan malda, üzerine şahit olmayıp inkar edilen borçta zekat yoktur.[4] >>

Köle, deli ve çocuk gibileri dini hükümlerle mükellef değillerdir. Borçlu olanın elinde mal olsa da, aslında borcunu ödemekle yükümlü olduğundan elinde mal yok gibidir. Yitmiş, denize düşüp kaybolmuş, yeri unutulmuş, gasb edilip alınmış mallar ve şahitli vesikalı olmayan alacaklar da, sahip olunan mal değillerdir.

Saime: Senenin ekserisinde, bakımında yaylımda otlatmakla yetinilen hayvandır. Ahır içinde beslenen hayvanların masrafı çok olduğundan onların zekatı, satıldıklarında veya süt-et gibi gelirlerinden biriken meblağlardadır. Saime olan yaylım hayvanları, otlamakla beslendiğinden onların bakımında az bir masrafla yetinilir, bu yüzden zekata tabi olurlar.

---------------------------------------------

SAİME -YAYLIM- HAYVANLARININ ZEKAT KISIMLARI

DEVELERİN ZEKATI

---------------------------------------------

Develerden beşten azında zekat yoktur. Develer, saime olarak beş tane olunca bunlarda zekat olarak bir koyun vardır.

On tanede iki koyun vardır.

Onbeş tanede üç koyun vardır

Yirmi tanede dört koyun vardır.

Yirmi beşten-otuz beşe kadar iki yaşına giren dişi deve verilir.

Otuz altıdan-kırk beşe kadar üç yaşına giren dişi deve verilir.

Kırk altıdan-altmışa kadar dört yaşına giren dişi deve verilir.

Altmış birden-yetmiş beşe kadar beş yaşına giren dişi deve verilir.

Yetmiş altıdan-doksana kadar iki tane üç yaşına giren dişi deve verilir.

Doksan birden-yüzyirmi bire kadar iki tane dört yaşına giren dişi deve verilir.

Bundan sonra yüz kırk beşe kadar, her bir beş devede bir koyun vardır.

Yüz kırk beşten-yüz elliye kadar iki tane dört yaşına giren dişi deve, bir tane iki yaşına giren dişi deve vardır.

Yüz ellide üç tane dört yaşına giren dişi deve vardır.

Bundan sonra yüz yetmiş beşe kadar, her bir beş devede ayrıca bir koyun vardır.

Yüz yetmiş beşten-yüz seksen altıya kadar üç hıkka ve bir bintü mehaz vardır.

Arap olmayan ve arap olan develer, zekat hususunda eşittir.

 ----------------------------------------

İNEKLERİN ZEKATI

---------------------------------------------

İneklerden otuzdan azında zekat yoktur. Saime olarak inekler otuz tane olunca onlarda kırka kadar bir tebi’ veya tebia vardır. Tebi’: İki yaşına giren erkek inek yavrusudur. (Dişisine tebia denir.)

Kırk tanede bir müsin veya müsinne vardır. Bu üç yaşına giren erkek veya dişi inek tir.

Altmışa ulaşana kadar ki fazlalıklarda ayrıca zekat yoktur. İmamı A’zam’a göre bu fazlalıklarda zekat, hissesine düşen kısmın hesabıyladır.

Altmış inekte iki tebia vardır.

Yetmiş inekte bir müsinne ve bir tebia vardır. Artan her bir on tane inekte, bu şekilde hesab edilir.

Her bir otuz tanede bir tebi’, her bir kırk tanede bir müsinne daha verilmesi gerekir.

Zekat hususunda camışlar, inek gibidir.

---------------------------------------------

KOYUNLARIN ZEKATI

---------------------------------------------

Koyunların kırktan azında zekat yoktur.

Saime cihetinden koyunlar kırk tane olunca-yüz yirmi bire kadar zekat olarak bir koyun vardır.

Yüz yirmi birden-iki yüz bire kadar iki koyun vardır.

İki yüz birden-üç yüze kadar üç koyun vardır.

Üç yüz birden-dört yüze kadar dört koyun vardır. Bundan sonra her yüz koyunda ayrıca zekat olarak bir koyun vardır.

Zekat hususunda koyun ve keçi eşittir.

Kendisine zekat tealluk eden (zekatın kendisiyle alakalandığı) ve zekat olarak alınan koyun ve keçinin en düşüğü, (bir) yaşında olmasıdır.

---------------------------------------------

ALTIN GÜMÜŞ VE TİCARET MALLARININ ZEKATI

---------------------------------------------

<<Altının zekatta nisabı yirmi miskaldir.[5] Gümüşün nisabı ikiyüz dirhem[6] dir. Altın ve gümüşte zekat olarak vacib olan kırkta biridir.

İmameyn derlerki; artan kısım az da olsa zekat hissesi hesabıyladır.[7]

Altın ve gümüşte zekatın vacib olması ve eda edilmesinde itibar edilen ağırlıktır.

Altını veya gümüşü fazla olan şeyin hükmü, ondan hâlis olan altın ve gümüşün hükmü gibidir.[8] Karışımı fazla olan şeyde –içine fazlaca bakır karıştırılan altın da- itibar edilen kıymetidir, ağırlığı değildir. (Zira artık eşya gibi olmuştur)

Ticaret mallarında olduğu gibi, bu karışımı fazla olan şeyde de ticaret niyeti şarttır. (O eşya, evdeki bir tabak veya vazo gibidir. Eğer ticaretini yapacaksa, ticaret niyetiyle bulundurur ve ticaret malları arasında hesab eder.)

<<Altın ve gümüşün külçesinde, süs eşyalarında ve kaplarında zekat vacibtir. >> Altın veya gümüş tabak, kaşık veya başka bir eşya evde süs olarak bulundurulabilir ama kullanılmaz, haramdır. Bu durumda zekatı yine verilecektir.

<<Ticaret eşyasında, eğer kıymeti altın ve gümüşten her hangi birinin nisabına ulaşırsa zekat vacibtir. Bu gibi mallar fakirler için daha menfaatli olan altın veya gümüşten birinin kıymetiyle kıymetlendirilir. >>

Bu zamanda altın geçerlidir, gümüş tedavülden kalkmıştır. Altın hesabına göre 80 gram değerine ulaşırsa ve üzerinden bir sene geçmişse zekata tabi olur.

<<Ticaret eşyalarının kıymeti, nisabı tamamlamak için altın ve gümüşe katılır. Altın ve gümüşten ve diğer paralardan her biri kıymetiyle diğerlerine katılır. [9]

Nisab cinsinden olup sonradan elde edilen şey, nisabın senesinde ve hükmünde nisaba katılır ve onunla birlikte zekatı verilir.>>

Sonradan elde edilenler için ayrı bir müddet beklenmez. Hepsi bir nisab içinde hesap edilir. Eğer ticaret malından başka olan hayvanlara sahip olmuşsa, onların hesabı geride zikrettiğimiz gibi ayrı olur.

<<Eğer senenin iki tarafında (evvelinde ve sonunda) nisab tam ise, sene ortasındaki (nisabın) noksanlığı zarar vermez.>>

Yani eline nisab miktarı para veya ticaret malı geçen kişi, o tarihi kayıt eder. Bir sene sonra o tarihte yine elinde nisab miktarı veya daha fazla malı varsa hepsinin zekatını verir. Sene arasındaki düşüp çıkmalara itibar edilmez, sene sonuna bakılır. Fakat sene başında nisab miktarı malı olsa, sene sonunda nisabtan aşağı düşerse ozaman zekat vermez, artık nisab miktarı malı olana kadar bekler, nisab tamam olunca yeni bir tarih atar ve bu yeni tarihten sonraki bir seneyi bekler.

<<Nisaba malik olan kişi, (daha evvelden) senelerin zekatını peşin olarak verse, veya bir kaç nisabın zekatını peşin verse sahihtir. >>

Normalde zekatını vaktinde veren kişi, elindeki bolluğa bakarak ilerki senelerin zekatını kaplayacak miktarda zekat verse, caizdir, seneler geldikçe hesabını yapar ve verdiği miktarı düşer. Eğer bu arada zekat nisabı malı elinde kalmasa, evvelce zekat olarak verdiği miktarlar sadaka olmuş olur, zekat yerine geçmez.

RiKAZ (gömülü define ve maden) BABI

<<Bir müslüman veya bir zimmi, öşür veya haraç arazisinde altın, gümüş, demir, kalay veya bakır madeni bulsa, o bulduğundan beşte biri ondan alınır.[10] Eğer arazi sahibli değilse, artanı bulan kişiye kalır. Eğer arazi sahibli ise (beşte birinden arta kalanı) arazi sahibinindir.>>

Define arayanların dikat edeceği önemli bir husustur. Kul hakkı olduğu için define bulanların ekserisi iflah olmuyor, birbirini vuruyor.

<<Harbi olan (küfür memleketinden gelen) kişinin, bizim arazimizde bulduğu madenlerin tamamı ganimettir.>> İslam idaresine verilir. İslam için harcanır.

<<Eğer üzerinde islam alameti olan hazine bulsa, o yitik mal gibidir.[11]

Kendisinde küfür alameti –haç- bulunan hazinenin beşte biri alınır. Eğer hazineyi bulduğu arazi sahiblenmiş değilse, artanı bulana aittir. Eğer arazi sahibliyse Ebu Yusuf’a göre hüküm aynı şekildedir.

İmamı A’zam ve Muhammed’e göre beşte birinden geri kalanı, o arazi ilk feth edildiği zamanki bilinen sahibi içindir. Eğer ilk fethedildiğindeki mal sahibi bilinmezse, islamda ilk bilinen en uzaktaki sahibi içindir.[12]>>

Yani arazinin sahibinin bilinme ihtimali olunca, hazine hak sahibinindir, hak sahibi yok ise, onun varisleri araştırılır.

<<Üzerindeki alameti (islam veya küfür olduğu) karışık olan hazine, zahir mezhebin fetvasında kafir malı kısmından yapılır. Denildi ki, zamanımızda islam malı kısmından kabul edilir. -yani yitik mal gibi sahibine verilmelidir->>

Böyle ihtilaflı olduğu için hazine arayanların niyeti bozuk oluyor. Böyle bir hazine bulsa, ne yapacak? Kendisi kullansa fetva hangisidir? Evlatlarına kalsa nereye harcayacaklar, israf ve günah yoluna harcarlar sa vebali bulana da dokunur. Şimdi alacakların zekatını beyan edelim.

Borçlar –alacaklar- üç kısımdır.

1- Kavi

2- Orta

3- Zayıf

Kavi borç: bu ödünç verdiği paranın karşılığı, veya ticaret malını teslim alıp iflas etsede ikrar edenin veya inkar edip aleyhine şahit olanın borcudur.

Bunun hükmü: Geçmiş senelerin zekatını verir. Nisaba sahib olduğu vakit itibar edilir, teslim aldığı vakit değil. Eda etmesinin vucubu kırk dirhem teslim alana kadar gecikir. Kırk dirhemiteslim alınca bir dirhem verir. Aynı şekilde fazla gelen kısmın hesabına göre (kırkta birini) verir.

Orta kuvvetteki borç (alacak) lar.

Bu ticaret malı karşılığı olmayan borçlardır. İş elbiseleri, hizmetçi kölelerinin bedeli ve ev kiraları ve asıl ihtiyaçlarıyla alakalı buna benzer şeylerin bedeli gibi.

Hükmü: nisab miktarını teslim almadıkça bunda zekat vacib olmaz. Sahih rivayet te, seneden itibaren geçenler itibar edilir.

Zayıf borçlar:

Bu mal olmayan şeylerin bedelidir. Mehr, vasiyyet ve diyet gibi.

Bunun hükmü: nisab miktarını teslim alıp üzerinden bir sene geçmedikçe, bunlar da zekat vacib olmaz.

---------------------------------------------

ARAZİDEN ÇIKAN ŞEYLERİN ZEKATI (Öşür)

---------------------------------------------

<<Yağmur suyunun veya nehirlerin suladığı arazilerde, veya dağdaki meyvalarda az olsun çok olsun, nisab miktarı ve beka şartı olmaksızın öşür vardır. İmameyne göre bir sene kalan mahsullerde beş vesak miktarına ulaşınca öşür vacibtir. Vesak altmış sa’dır.[13]

Vesaklanmayan şeylerde kıymeti, vesaklananın en düşüğünden, beş vesaka ulaşınca Ebu Yusuf’a göre öşür vacibtir. İmamı Muhammede göre nevinden kendisiyle takdir edilenin en kıymetlisinden, beş emsale[14] ulaşınca öşür vacibtir. İmamı Muhammed pamukta beş yük[15], zaferan’da ise beş menne itibar etti.[16]>>

Bu gibi hususlar özel fetva gerektirir, arazi ile uğraşanlar, gerekli fetvayı özel olarak soracaklardır.

---------------------------------------------

ZEKATIN SARF EDİLDİĞİ YERLER

---------------------------------------------

<<Masrif (zekatın verildiği kimse) fakirdir.

(Birincisi) Fakir, nisabtan düşük mala sahib olan kişidir.

(ikincisi) Miskindir. Bu  hiçbir şeyi olmayandır.

(üçüncüsü) Zekat memurudur. Bu zengin memur olsa bile çalışması miktarınca ona verilir.

(Dördüncüsü) Mükâteb –efendisi ile, hür olmak için yazışmış- köledir. Kitabet bedeli ödemesinde ona (zekat ile) yardım olunur.

(Beşincisi) Borcundan fazla olarak, nisab miktarı mala sahib olmayan borçlu kişidir.

(Altıncısı) Ebu Yusuf’a göre savaştan geri kalan gazidir. İmamı Muhammed’e göre eğer fakir ise hac yolunda kalan kişidir.

(Yedincisi) Vatanında malı bulunup, yanında malı olmayan (yolda kalmış kişidir.)

Zekatı bu sayılanların hepsine veya bazısına vermek caizdir.

Zekat, mescid yapmak için, ölüyü kefenlemek için, veya ölünün borcunu ödemek için, veya kölenin hürriyeti ücreti için, veya zimmi –gayrı müslim-  olana verilmez. Zekattan başka sadakalar, zimmiye verilir.

Hangi maldan olursa olsun nisaba malik olan zengine, onun kölesine ve küçük oğluna zekat verilmez. Zenginin büyük oğlu ve hanımı, eğer fakir iseler bunun hılafınadır. Bu ikisine zekat verilir, zira bunların kendilerine ait malları yoksa fakir sayılırlar.

Zekat toplamak için görevli olsa bile Hazreti Ali’nin, Hazreti Abbas’ın, Hazreti Cafer’in, Akil’in, Haris bin Abdul-Muttalib’in ehlinden (sülalesinden olanlara) zekat verilmez. Denildiki nafile olan sadakalar bunun hılafınadır.[17] Haşimilerin azatlı (köleleri) de onlar gibidir. (Zekat alamazlar, zira bunlar neseb bakımından Efendimize mensubturlar.

Zekat veren, ne kadar yukarı çıkılsa da aslına (baba-dede) veya ne kadar aşağı inilse de fer’ine (oğul-torun) ve hanımına zekatı veremez.

Aynı şekilde kadında zekatı kocasına, kocasınını kölesine, mükatep kölesine, veremez. Aynı şekilde bir kısmı hür edilen kölesine de veremez. >>

Kaideye göre zekatı verenin menfaati tamamen kesilmelidir, bu sayılanlardan zekatı verene menfaat döner.

<<Masrif (zekat verilen kişi) zannederek zekatı birisine verse de, o kişinin zengin veya Haşimi, veya kafir veya (kendi) babası veya oğlu olduğu anlaşılsa, (vermiş olduğu) zekat olarak yeterlidir.

Şayet zekat verdiği kişinin, kendi kölesi olduğu anlaşılsa, ona zekat yerine yeterli olmaz. Tekrar zekatını vermelidir.

Zekatı verdiği gün dilenmekten kişiyi ihtiyaçsız edecek miktar kadar vermek menduptur. Yani zekat verilen fakirin bir günlük ihtiyacını karşılayacak miktardan düşük para vermemelidir, parayı çok kısımlara bölmemelidir.

Borçsuz olan fakire, nisab miktarı veya daha fazla miktarda (zekatı) vermek mekruhtur. Zira nisab miktarını bir anda ona verirsek, o da zengin olur ve zekat alamaz duruma geçer, böylece zekat verme kapısı kapanır.

Zekatı bulunduğu yerden başka bir yere nakletmek mekruhtur, ancak ordaki bir yakınına vermek için veya kendi beldesindekilerden daha fazla ihtiyaçlı kişiye vermek için nakletmesi müstesnadır. >>

Zenginlerin para kazandıkları yerlerdeki fakirleri gözetmesi lazımdır, aksi takdirde fakirlerin gözü kalır ve hırsızlık, gasb ve yağmalama olayları çoğalır.

---------------------------------------------

SADAKA-İ FITIR

---------------------------------------------

<<Sadaka-i fıtır, asli ihtiyaçlarından fazla olarak, artıcı olamasa bile nisab miktarı mala sahib olan müslüman, hür üzerine vacibtir. Bu miktar nisab ile, kişinin zekat alması haram olur, kurban kesmesi vacib olur.>>

Kendisi zekat alamaz halde olsalar da, sadaka-i fıtır vermelidirler. Yani ramazan bayramı gününden evvel nisab miktarı mala sahib olan kişi, zekat vermese de, zengin hükmünde olduğundan sadaka-i fıtır verecektir. Kurban bayramında da durum böyledir, o gün zengin hükmünde olanların kurban kesmesi vacib olur. Bu iki meselede bir sene geçmesi gerekmez.

<<Kendi için, fakir olan küçük çocuğundan, kafir bile olsa hizmet için olan kölesinden dolayı sadaka-i fıtır vermek vacibtir Aynı şekilde müdebber kölesi ve ümmü veled olan cariyesi için de verilmesi vacibtir. [18]

Hanımından dolayı, büyük çocuğundan, zengin olan küçük çocuğundan dolayı vermek vacib olmaz. Belki küçük çocuğun malından sadaka-i fıtır verilir. Deli olanın hükmü, küçük çocuk gibidir. –Babası fitresini verir-  >>

Vacib olma vakti:

Fitre ramazan bayramı sabahı vacib olur. Fecirden evvel ölen, veya fakirleşen kişi üzerine, veya fecirden sonra müslüman olan veya doğan, veya zenginleşen üzerine vacib olmaz.

Bayram gününden evvel veya sonra verilmesi sahihtir, ancak namazgaha çıkma dan evvel vermek müstehabtır. Kişiye vacib olduktan sonra malın helak olmasıyla (üzerinden) düşmez.

Fitre kendisinden verilen sınıflar dörttür.

1- Buğday  2- Arpa  3- Hurma 4- Kuru üzüm

Vacib olan miktar:

Vacib olan miktar buğdaydan veya unundan veya kavruğundan yarım sa’ arpadan veya hurmadan veya kuru üzümden tam sa’dır. Sa’ mısır kilesi ile iki kadeh (ölçek) ve üçte biridir.

Kıymeti vermek:

Kıymeti vermek caizdir, belki fakir için daha menfaatli ise (kıymeti vermek) efdaldır.

Yukarki izahatlardan sonra zekat ve fitrenin önemini kavrayan siz kardeşlerimize, mümkün oldukça fazlasıyla zekatlarını ve fitrelerini ödemelerini tavsiye ederiz, zira zekat malın sigortasıdır, zekat verilen mal bereketli olur ve sorumluluktan beri olur. Zekatını veren kişiden mal sevgisi çıkar.

Şimdi Zekat Hakkında Bazı Meselelere Değinelim:

Zekatın hükmü, farz olmasının zamanı ve hikmeti:

Zekat sağlam bir farz olup islamın beş rüknünden birisidir. Muhakkak Allahu Teala zekatı hicretin ikinci senesinde zenginler üzerine fakirlere vermeleri için yüce hikmetler vedeğerli maksatlar için farz etti.

Bunlardan bazılar:

1- Cimrilik hastalığından zenginleri temizleyip onları kurtulmaları için hayırlı fiillere alıştırmaktır.

Allahu Teala şöyle buyuruyor: “Kim nefsinin cimriliğinden korunursa muhakkak onlar kurtuluşa erenlerdir.”

2- Fakirleri muhtaçları mesut etmek, acizlerin ve muhtaçların yaralarını sarmak, fakirlerin elemini onlardan hafifletmemektir. Bu sebeble fakirler ile zenginler arasında mahabbet çoğalır, dostluk ve şefkat bağları kuvvetlenir. İnsan iyiliğin esiridir. Evvelki şairlerden biri şöyle demiştir: insanlara iyilik etki kalblerini kendine esir edersin. Nice zamanlar iyilik insanı esir etmiştir.

3- (Zekat vermekte) dilencilerin, işsizlerin sayısını azaltmak vardır ki bu insanlar, yeryüzünde fesat çıkarırlar. İnsanların toplu yaşadığı yerlerde (şehirlerde) günahların şerlerin sayısını azaltmak bunların sayısını azaltmaya bağlanmıştır.

Muhtaç olan fakir aç kalınca yeryüzünde fesat ve hırsızlık etmek için dolaşır. (Fakat) zekat malından karnı doyunca günahlardan ve insanlara eziyet vermekten geri durur, faydalı menfaatlı ameller işlemeye başlar.

4- Zekatın verilmesi zenginlerin serveti biriktirip fakirleri mahrum etmelerinden ortaya çıkan kominizmin kurallarını insanların arasında yayılmasından, ihtilallerden ve fitnelerden toplumu korur.

Zengin Allahu Tealanın şu kavlini işitirse “onlar o kimselerdir ki mallarında dilenciler ve mahrumlar için belli bir hak vardır” Fakirde malında zengine kardeş olduğunu düşünürse, bu durum cemiyetin pek çok şerlerden korunmasına, fakirin kardeşi olan zengine servetinin büyümesinde ve korumasında yardımcı olmasına götürür.

5- Nimete şükürdür. Zira Allahu azze ve celle için kulu üzerinde ve malında nimetler vardır.

Bedenle yapılan ibadetler beden nimetinin şükrü içindir. Mal ile yapılanlar mal nimetinin şükrü içindir.

Rızkı daralmış ve kendisine muhtaç olmuş fakire bakıpta, Allahın kendisini dilenmekten ve başkasına muhtaç olmaktan kurtarması nimetine şükür için biraz mal vermekten, nefsinde cömertlik etmeyen zenginden daha cimri, hasis varmıdır.

6- İslamı neşretmek, islam kelimesini yüceltmek fakirlerden olan gazilerin yardımı ile Allah yolunda cihad eden mücahidlerin takviyesiyledir.

Fakir mücahid Allah rızası ve vatanın (selameti) yolunda canını feda edince; zenginin malından bir cüzle ona yardımcı olup onu cihat etmek ve memleketten düşmanı def etmek hususunda boş kalmasını temin etmekte (ona destek olmakla) geri durmaması gerekir. İşte böylece islam bayrağı yüksek olup (her yerde) dalgalanır.

Bu saydıklarımız insanların tamamı için bütün hayırları içine alan pek çok yüksek hikmetlere götürür.

Bu zaman zenginleri, zekat ve fitre ödemelerini tam olarak yapsaydı, acaba bu millet fakir olur muydu, birbirinin malında gözü kalır mıydı? Asla! Zira islamın beş şartından biri olan zekat, hakkıyla ödenmezse bereket kalkar, yağmurlar kesilir ve daha pek çok ictimai/sosyal çalkantılar meydana gelir. Bunun yerine faiz ve vergiler yerleşir, mutlaka zenginin elinden malı çıkar da mes’uliyyeti kendi üzerine biner.

Allahu teala zenginlerimize cömertlik, fakirlerimize iffet nasib eylesin. Allahın selamı üzerinize olsun.

Not: İnternet sitemiz açılmıştır, ilmi ve edebi yazılar ve yorumlarımızı ordan takip edebilirsiniz.  Adresi: www.alikarahoca.net

[1] Nisab, şeriatın tayin ettiği miktardır.

[2] Bunlar Peygamber Efendimizin nesli olup zekat alamazlar, bunların azat ettiği kölelerde onlar gibidir.

[3] Mükateb köle: Hür olmak için belli miktar parayı ödemek üzere efendisi ile anlaşma yapan köledir.

[4] Zira kişi bunlara hali hazırda sahip değildir.

[5] Miskal, altından 4 gramdan biraz fazla olup toplamı 80 küsür gram eder.

[6] Dirhem, 2,9 gram olup toplamı 580 gram gümüş eder. Gümüş tamamen değer yitirdiğinden onunla zekat verilmez.

[7] Fetva İmameyne göre olup kişi malının tamamını hesap ettikten sonra kırkta birini zekat olarak verir. Nisabtan fazla olan kısmı ayrı olarak vermez, hepsini birleştirerek hesabını yapar.

[8] İslamda malın değeri, içinde olan maddenin ekser olmasına göredir. Mesela ekserisi altın olan bakır karışımı şeyin tamamı altın hükmündedir. Ekserisi bakır olsa, tamamı bakır hükmünde olur. O zaman ticaret eşyaları içine dahil edilir.

 

[9] Mesela, 20 gram altın değerinde bir miktar ticaret malı olsa, 500 milyon parası olsa, 30 gram altını olsa, hepsi toplanır ve 80 gram altın değerine ulaşırsa zekatı verilir.

[10] İslâm Devleti beşte birini alınca, diğer dörttebiri bulan için helal olur.

[11] Sahibine verilmelidir.

[12] O kişinin varislerine verilir.

[13] Beş vesak, 928 kg kadardır. Buna göre yaş sebze ve meyvelerde öşür yoktur, zira dayanıklı değillerdir.

[14] Beş emsal, yaklaşık 19 kg dan fazladır.

[15] Beş hamil 2 ton kadardır.

[16] Beş menn, 4 kg dır.

[17] Bunların nesli Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem in nesli olduğundan onların zekat alması yasaktır, ancak onlara nafile hediye verilir.

[18] Zira bunlar kendi sorumluluğu altındadır

Bookmaker betfair Bonus review by ArtBetting.co.uk

Bookmaker bet365 review by ArtBetting.co.uk

Germany bookmaker b.artbetting.de review by ArtBetting.de

Bookmaker Greece BET365 review by ArtBetting.gr

Back to top