• Kategori: 3.Sayı
  • Ali Kara tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 2664

Karalamalar

Ali Kara

Allah’ın selamı üzerinize olsun. Bu hizmette olanlara muvaffakiyetler dileriz.

Şöyle bir düşünürsek, yakın tarihimizi gençlik yıllarımızı hatırlıyoruz. 1973-74 seneleri İstanbul Taksim meydanında fetih kutlamaları içinde bulunduk. ilk defa orda, böyle bir kalabalık içinde bulunduk. Takdim için hepinizin bildiği tığ gibi bir delikanlı coşturucu hitabetiyle fetih marşını canı gönülden okuyordu.

Daha sonraki dönemlerde MTTB’nin Cağaloğlu merkezinde yapılan bütün İslâmî hizmetlerde ön safta bulunanları, seneler geçtikçe miting ve sohbet toplantılarında kendilerinin sağlam İslâmcı ve şeriatçı olduklarını defalarca haykırmış kimseleri, şimdilerde ne hale dönüştüğünü hep beraber müşahede etmekteyiz. Allah-u Teâlâ cümlemizi muhafaza eylesin, onları da iman ve İslâm dairesinden ayırmasın, kafirlerin elinde oyuncak olmaktan kurtarsın. Kimsenin zararını istemeyiz, fakat kimse de bizim dinimize, ahlâkımıza, İslâm anlayışımıza zarar vermesin.

İslâmî hükümleri başkaları ihlâl edince tepki gösteririz de, bizimkiler ihlal edince niçin “idare edelim” deriz? Böyle böyle iş, nereye varacak? İşte bazı “İslâmî cemaat” denen kimseler de, diyalog saçmalığı altında ehli küfürle kol kola girmiş. Hatta “diyalog yapılmasını emreden ayet ve hadisler” diyerek bir takım yazılar-kitaplar çıkartmışlar. Biz ise hala daha gerçek ilim ehlini meydanda göremiyoruz, neden? Ya mevcutlar bu işin ehli değil, ya da yeterli miktarda yok. Her iki halde de bize düşen kaliteli,yeterli miktar alimi yetiştirmek. "İçinizden iyiliği emreden, kötülükten men eden bir topluluk (alimler topluluğu) olsun" ayet-i kerimesine göre âlim yetiştirmek, bütün müslümanların üzerine farz-ı kifâye olan bir husustur.

Âlimler tuz mesabesindedir, onlar olmazsa millet kokar. Eğer âlimler de kokarsa o zaman vay halimize. Şu kadar karışık meseleler mevcut iken, her gün bir yenisi ekleniyor. Adamlar defile adı altında İslâmî örtü diyerek fuhuş reklamı yapıyor, ılımlı müslümancıklar da keyifle seyrediyor. Bu hal, hangi

asırda olmuş, kimden görmüşler; Avrupalı dostlarından. Avrupa’ya entegre olmak için uyum yasalarını hayata geçirmek gerekli, o halde evvela İslâm’ın en mühim işlerinden biri olan örtü ve kadından başlamalı. Bunu hallettiler mi, işin yarıdan fazlasını halletmiş olacaklar. Zira farz olan örtü meselesinde yanlış bir anlayış, itikadın bozulmasını, kişinin imanının elden çıkmasını gerektirir.

Cennetin ayaklarının altında olduğu bildirilen kadınlar/anneler, Peygamberleri ve Allah dostlarını doğuran kadınlar, savaşlarda İslâm ordularına yardım için gidip şehid olan kadınlar, saçının bir kılını dahi müslüman din kardeşine göstermeyen kadınlar nerdeee, bugünküler nerdeeee! İşe gidecek diye süslenmiş, başını da sıkmış deve hörgücü gibi, altında yırtmaçlı pardesü, gözünde gözlük, kiminin elince cigara... Kadın demeye bin şahit lazım. Böyle bir kadın nasıl anne olacak, nasıl alim doğuracak, kime hizmet edecek. Allah’ın dinine mi, yoksa patronun veya şehvet hırsızlarının zevkine mi! 

Âhır zamanda İslâmî ilimlerin nerdeyse yok olacağı, âlimlerin eşek leşinden daha değersiz olacağı şeklindeki rivayetleri hatırlatarak, İslâmî ilimlerin sahipsiz kaldığını, buna dayanarak da cehaletin hızla artarak her tarafta yeni yeni din anlayışının, itikad bozukluklarının yaygınlaştığını görmezlikten gelmeyelim. Bu felaket, kısa zaman sonra bize de vurur –Allah muhafaza eylesin- sonra evlatlarımızı karşımızda bulmayalım.

"Fitne yok oluncaya kadar, din Allahın dini oluncaya kadar cihad ediniz" ayetini de unutmayalım. Aslında yapacak çok iş var, amma müslümanın başka işleri var. İşi, aşı, evi, çocukları, misafiri, sporu, zevki, gezmesi vesâir işleri çok. Namaz için, Kur'an için, din kardeşleri için, fakir fukara için,

İslâm âlemi için harcayacak bir dakikası, bir lirası, bir kelimesi yok. Böyle anlayışsızlık ile ancak bu kadarı olur.

"Siz eğer takva sahibi olursanız, (Allah) sizin için Furkan yapar (hakkı batıldan ayıran feraset verir.)" Takva olmanın yolu, Sevgili Peygamberimizin yoluna tabi olmakladır.  Bu husus kıyamete kadar devam edecektir. "Cihad, kıyamete kadar devam edecektir." buyurmuştur. O halde hangi tarafın mensubuysak, o taraf ile ilgilenelim, okuyup öğrenerek, tatbik ederek, yardım ederek bu yolda bulunalım. Hazreti Ebu Bekir (radıyellahu anhu), o makama üç şey ile ulaştı. İmanda önde olmakla, malını vermekte önde olmakla, canını vermekte önde olmakla. Biz hangisinde ne durumdayız.

İmkanı olduğu halde Allah’ın dinine ve müslümanların haline kayıtsız kalanlar, yarın ahirette çok pişman olacaklardır. Allah’ın dininin kimseye ihtiyacı yok, herkesin dine, Kur'an’a ihtiyacı var. Bela ve sıkıntı halinde herkes etkilenir, kimse ben iyi idim, bana bir şey olmaz diyemez. Ya kötülüklere mani olmak için  gayret edeceğiz, ya da onlar yüzünden gelen sıkıntı, bela, kıtlık, susuzluk, anarşi ve sâir musibetlere katlanacağız. Allah-u Teâlâ hayırla ıslah eylesin, dünya ve ahiret saadeti nasib eylesin.

Geride kalan günlerdeki güncel konularla alakalı bazı görüşlerimizi ifade etmeye çalışacağız. Doğru ve hak olandan yanayız, yanlışı ikaz etmeye çalışacağız:

***

Futbolcunun biri güya -maça gül getirin, kutlu doğum haftasına uygun bir maç olsun- demiş. Vay beee! Yaptığınız rezilliği de İslâm’a yamadınız ha! Kumar ve küfür üzerine kurulu oyunun neresini kutlu yapacaksın, kendi takımında veya karşı takımda kaç tane hıristiyan, kaç tane ateist, kaç tane yahudi var biliyor musun? Onlarla beraber mi kutlu doğumu yapacaksın, demek ki sen de diyalog kafalılara

meyletmişsin. Yazık, binlerce müslüman da bunları seyreder, vakitleri öldürür, namazdan, ilimden, zikirden geri kalırlar. "İnsanlar iki şeyde aldanmışlardır. Boş vakit ve sıhhat."

***

Tekbir giyim defile düzenlemiş. Yani ahlaksız mankenlere milyarları aktarıp, elbise modellerini tanıtmak için erkeklerin huzurunda kıvırtarak, salınarak daha başka hareketlerle (fındık faresi misali) erkeklerin beğenisini kazanmaya çalışmışlar, epey de kendilerini beğendirmişler. Öyle ki ordaki zavallı erkekler (acaba erkeklikleri de ne durumda?) zevkle seyretmişler. İşte İslâm’ı yozlaştırmanın bir tipik örneği. Bu ve benzeri hususlarda Müslümanların adına kim söz söyleyecek, davayı kim savunacak,

belli değil. Halimiz acınacak durumda. Din adamları nerde? Hac ve umre pazarında.

***

Diyalog için papanın yanına, bütün İslâm ülkelerinden Müslümanları temsilen din adamlarından bazıları gidecekmiş. Türkiye'den de iki kişi, biri ilahiyyatçı diğeri meşhur müftülerimizden biri. Papayı Sultanahmet camiinde gezdirenler, şimdi onun huzuruna gidecekler. Onun huzuruna gidenler  asla

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna giremeyecekler, şefaatine nail olamayacaklardır.

Madem diyalog yapacaktık niçin bu kafirlerle asırlarca savaştık ve halen daha savaşlar şiddetiyle devam etmektedir. En akıllı müslümanlar bizler miyiz? İslâm alemindeki diğer müslümanlar, biz Türkleri -hıristiyan olmuş- kabul ederse, kim bizim müslümanlığımıza şahitlik edecek. Diyalog için uğraşanlar, vasiyetlerini yazsın, cenazelerini siyah arabaya koyup kilisenin önünden, papazın töreniyle, vaftiziyle onların mezarlığına konmasını vasiyyet etsinler. Bu, onlar için daha mert bir davranış olur. Çünkü hem kafirle dostluk, hem de kendilerinin müslüman olduğunu zannetme ahmaklığında bulunmasınlar.

Ebus-Suud Efendi fetvalarına bakılsın; -kafirlerin merasimlerine tazim için bir yumurtayı vermek bile, kişiyi İslâm nimetinden mahrum eder- diye fetva vermiştir.

"Ey Peygamber! Kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara karşı şiddetli ol, onların varacağı yer cehennemdir." ferman-ı ilâhisi bize yeter. Hiç olmazsa "Sizin dininiz size, benim dinim bana" diyemez miyiz?

“Onlarla aynı Allah'a inanıyoruz”  derler. Hâşâ ve kellâ! Asla öyle değil, bizim Allahımız birdir, eşi ve benzeri yoktur. Kimsenin babası, kocası değildir, kızı, hanımı oğlu yok. “Her şey onun mahlukudur, gücü altında makhur (hakir ve zelil)  halde ona boyun eğmiştir. Kullarını rahmetiyle cennetine davet etti ve  dinleyenlere nasib edecek, asileri cezalandıracak. Kafirler için cehennem ebedidir, azabları hafifletilmez, derileri yandıkça değiştirilir, azab şiddetlendirilerek onlara tattırılır” diye pek çok ayetlerinde beyan etmiştir.

Hiç  bir hıristiyan veya yahudinin, İslâm’dan bir fiili işlediğini gördünüz mü? Yok, asla. Nasıl bunlarla diyalog yapacaksınız? Osmanlı, kafalarını ezdiği zaman niçin anlaşalım demediler, size tabi olalım demediler de şimdi biz sahipsiz bir sürü haline gelince “gelin anlaşalım, dost olalım, ortak olalım” diyorlar?

"Hala daha akıllanmayacak mısınız?" 

Bu rezillere en güzel cevabı, İmamı Rabbani kuddise sırruhu 1.cilt 163. mektubunda serdeylemiş, Mektubat tercümemizden okuyabilirsiniz. Onları köpekler gibi kapı gerisinde tutmayı, hakir ve zelil bir şekilde cizyeyi ödettirmeyi beyan ediyor.

Küfür lafızları bahsinde Mülteka'nın Damad şerhinde bir kişi, “Hıristiyan, yahudiden daha iyidir” derse, kafir olur yazılıdır. (Daha ehvendir demelidir.) Neden? Zira Allah’ın düşmanına, kötü ve çirkindir diye belirttiği kimseye, iyidir dediğinden.

***

Filistin, Irak ve Afganistan olayları, gün geçtikçe iyice kötüye gidiyor. Ancak sabreden ve cihad eden müslümanlar için Allah-u Teâlâ’nın yardımı umulur. Kafirler aslında tam başarıya ulaşamamaktadırlar, mutlaka bir taraftan işleri bozuluyor. Allah-u Teâlâ onların hilelerini kendi aleyhlerine çevirsin. Müslümana sahip çıkmayan zihniyetleri kınıyoruz. Aksine yahudi ile el sıkışıp ona madalya verenler, Gazze halkını sahipsiz bırakıp İsrail için seferber olanlar, dostluk gurubu adıyla İsrail’i ziyaret edip yularlarından bağlı olduklarını gösterenler bilsin ki, kendileri gibilerini kullanıp kenara atacaklar, yerlerine onlar gibi hevesli binekleri getirerek biraz da onların tepesine binecekler. Bu hileyi anlamayan adamlar da devlet idaresine talip  olmuş. İşte bu da hadis-i şerifin beyan ettiği bir mucize: "Ahır zamanda ehliyetsiz kişilere idarecilik verilecek, hainlere işler emanet edilecek. Korkaklara silah teslim edilecek."

***

İran -ABD sürtüşmesi, gündemi meşgul etmekte. Aslında Amerika, kendinin geleceğini hazırlamanın peşinde. Yani sürekli karşısında bir düşman olmalı ki, kendisi hayatta kalabilsin. Bu görüşünü de İslâmın cihad emrinden almış, zira cihad etmeyen toplumlar kokuşur, birbirine düşer, fakirleşir, zelil ve

korkak olur, dünyaya meyleder. İran’ın Amerika karşısında ne yapacağından ziyade ortaklaşa ne yapmak istediklerini düşünmek gerekir. Senelerce el altından görüşen iki devlet yetkilileri şimdi karşılıklı atışmayı sertleştirdi. Amerikan generallerinden biri de son günlerde saldırı için

hazırlandıklarını söyledi.

İşin perde arkasında pek çok hesap var, biri de şüphesiz İran’ın İslâm aleminin lideri olmasıdır. Hicaz’ı elde etmesidir. Elin gavuru, ehl-i sünnet olmasın da kim olursa olsun mantığı ile hareket ederek, İslâm aleminin başına çorap örmektedir. İran galib olsa ne yapacak! Her halde kendi mezhebini yaymaktan başka bir halt edemez, şimdi bile bu yoldadır. Elimizdeki Kur'an’ı kabul etmeyen, 4 halifeyi sırasına göre kabul etmeyen, Hazreti Aişe validemize ve daha bir çok ashaba söven, muamelatta pek çok haramı helal gibi meşru gören bir millet asırlarca ne yapmış ve şimdi ne yapacak. Allah-u Teâlâ ehl-i sünneti uyandırsın ve muhafaza eylesin.

Saddam’ı İran’a karşı kullanan Amerika, sonra onu kendi eliyle astı, şimdi yeni idamlıklar arıyor. Bizdekiler bu işe pek uygun görünmüyor ama sıkıştırılma durumunda ne olur bilemeyiz. Irak için “tezkere çıkacak” diyenler şimdi ne derler bilemiyoruz. Çekiç Güç'ün görevinin sonlandırılması için, son defa altı aylık bir müsaade veren Hoca'yı bombardıman edenler, kendileri iş başına gelince Amerikan ordusuna tezkereli ve tezkeresiz geçiş izni verdiler, kimse birşey demedi. Asıl çıban başı biz müslümanlarız, onlara kuvvet veren bizleriz, asıl vebal bizde, asıl hesabı bize soracaklar. Rahatımız için yanlışlıklara ses çıkartmıyoruz. Allah-u Teâlâ kolaylık versin, tez zamanda tevbe nasib eylesin.

Kutlu Doğum haftası:  Diyanetin önderliğinde yapılan etkinliklerde iş çığırından çıkmak üzere. Davullu zurnalı, sema gösterisi adı altında kızların dans etmesi, kadınlar korosunun ilahi söylemesi, spor yarışmaları ve sair din dışı işlerle dinin sahibini yad edecekler. Hıristiyanlar da böyle başladılar, şimdi İsa aleyhisselam’ı içkili cazlı fuhuşlu törenlerle kutluyorlar. Bu çözülmeye sebeb olanların kendileri de, yaptıkları işler de reddolunur. "Kim bizim şu din işimizde olmayan şeyi ihdas ederse, o şey rettir." Hadisi şerifini hatırlatırız.

Şimdilik bu kadarla yetinelim, ileriki sayılarda dertleşiriz. Allah’a emanet olun.

Bookmaker betfair Bonus review by ArtBetting.co.uk

Bookmaker bet365 review by ArtBetting.co.uk

Germany bookmaker b.artbetting.de review by ArtBetting.de

Bookmaker Greece BET365 review by ArtBetting.gr

Back to top