Deprecated: Non-static method JSite::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/templates/gk_magazine/lib/framework/helper.layout.php on line 150

Deprecated: Non-static method JApplication::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/includes/application.php on line 536

Deprecated: Non-static method JSite::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/templates/gk_magazine/lib/framework/helper.layout.php on line 150

Deprecated: Non-static method JApplication::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/includes/application.php on line 536

Xayre’d-dīn Qaramanın Dialoğu yāxud Dīnler Arası Dialoğ Ne Değildir?

Xayre’d-dīn Qaramanın Dialoğu yāxud Dīnler Arası Dialoğ Ne Değildir?

“Dinlerarası diyalog nedir?” kitābı olmasa xayre’d-dīn qaraman beyin dialoğ mes’eleleri ile de ‘alāqadār olduğunu bilmeyecekdim. Türkiyedeki islamist modernizmin tārīxi, bu dīnin mensūbu şaxsların prototipleri ile merāqlanan kimseler xayre’d-dīn qaraman beyin yetmiş kusūr yaşında dialoğa heveslenmesi vāqıāsına diqqat eylemelidir. Xayre’d-dīn beyin daha cevānlığında, dāru’t-taqrīb, mezheb-lerin birleşdirilmesi, telfīq-i mezāhib mes’elelerindeki mesaisinin bir gün böyle dīnlerin taqrībi veyā onun benzeri bir ‘amel vesīlesi ile işine yarayacağını kim tahmīn edebilirdi? Her hālde bir ‘aqīde manzūmesinin dīgeri ile telfīqi, dialoğu mes’elelerinde eski temrīnāt işe yaramışdır.

Kezā xayre’d-dīn beyin, efğānī ve ‘abduhun efkārı ile meşğūliyyeti esnāsında, bu zevātın xristiyan ve yehūdīlerle olan dialoğlarına ıttıla’ına, masonluğun en cālib-i diqqat bir ‘umdesinin dīnlerin qardeşliği olduğunu bildiğine şübhem yoqdur. Xayre’d-dīn beyin mütalaa etdiğim te’lifātı içinde bu dialoğ mes’elesinde yazdıqları qadar beni düşündüreni yoqdur. Efğānī-‘abdūh-masonlar-dialoğ...

the Other/ the Ötekiש Haqqında

Xayre’d-dīn beyin kitābında en ziyāde istifāde edilmiş iki mefhumdan biri dialoğsa digeri ötekidir. Kitābın birinci cümlesi: “Türkiye’de ..cı...çi   diye anılan kesimlerin “her birine göre öteki olan” kesimlerle ilişki bakımından farklı tutumları ve yaklaşımları var.” [7.s.] Kesimler dīger kesimlere göre neymiş muhterem qāri’? el-Cevāb: Öteki. Buradaki derīn felsefeyi anlamayan içün bu kitābda daha çoq “öteki” var: Mezkūr kesimlerin dīger kesimlere yaqlaşımı iki çeşid olurmuş, ki bunun birincisi: “Ötekini düşmān görmek... İkincisi... dialoglar kurmak...” [7.s.] Bu, “Elīfden sonra be gelir” hikmetini “öteki”li berikili demekmi lāzımdı? Bir sahīfe daha tahammül edeni daha derīn hikemiyyāt bekliyor: “... bir İslāmcı kesim... diğer Müslüman grubu “ötekileştiriyor” ve “gerçek öteki”ne karşı aldığı tavrı...”[8.s.] Cümleleri teşrīh edib saqatātını ortaya çıqarmaqdan murādım bir taqım sūretā derīn ma’nālar yüklenilmiş gibi yapılan mefhūmlarla meşğūl olmaqdan ‘ibāret. Bir de fi’l: “ötekileşdirme”? Hattā, “gerçek öteki”? Nedense aponun qarnını qaşırken “özününküleştirmek mühimm şey’dir” dediği mülāqātını xātırlayıverdim.

“Müslüman gurupların ... biribirlerine öteki muamelesi yapmaları...” [8.s.] “...”öteki”nden önce kendi aralarında diyaloğu teşvik etmek” [8.s.] Bu peşrevin üstüne, bir de şerbet: “Dünyamızda insan ilişkileri baş döndürücü bir hızla değişiyor.” [8.s.]

Ötekileşdirmek fi’linden ve gerçek olan öteki terkībinden ma’lum oluyor ki, ma’nāsı xayre’d-dīn beyin qarnında saqlı bir öteki mefhūmu vardır. Bu mefhūm dialoğda olduğu gibi gāh bildiğimiz luğavī ma’nāsında qullanılır, gāh söylenilmesi ğayrı matlūb bir taqım lūğātlerin yerine yedek olaraq istifāde edilir. Şāyet bu mefhūmun felsefe, edebiyyāt ıstılāhında bir de muqābili varsa, ne a’lā! Ona da ‘ātıfda bulunmuş gibi yaparız. İleri geri qonuşmağa qalqışanlar, felāsifeden melāsifeden anlıyormuş gibi geçinenlerin cümlesi haddini bilir.

Xayre’d-dīn beyin merāmının, xalqı irşād ğayretinin kāmilen anlaşılması içün burada bu mefhūmun tahlīli ile uğraşıyorsam ğayretim sui niyyetime haml olunmasın. İnsanların mühimm bir qısmı, biribirlerine anlamadıqları mefhūmlarla dialoğa, irşāda qalqışıyor, dialoğlanan taraf anlatılanların zāten bir insicāmı, hattā ba’zen bir ma’nāsı bulunmadığından anlıyormuş gibi yapıyor. Bu çarxın, bu deverānın bir yerine çubuq soqmaq lāzım, amma nasıl?

Xayre’d-dīn bey, “ötekilerle diyalog” ‘unvānlı bir bahs açıb “ötekiler”den murādını bir def’āya maxsūs īzāh buyurmuş: “Burada ötekiler kelimesini, ister yerli ister yabancı olsun gayrı-müslimler için kullanıyorum.” [19.s.] İyi etmiş. Bir de şunlara nazar buyurulsun: “Hıyanet gerçekleşince bakıldı ve görüldü ki; egemenlik ötekinde veya ötekilerle ortak olursa bunlara karşı kendini güvenlik içinde görmek ... mümkün değildir... Ötekine bir hak verilecekse...” [41.s.] “... dinleri ne olursa olsun onlar, Müslümanlara göre “kāfirler: yani inkarcılar”dır. Müslümanlara göre ötekilerdir; bu durumda diyalog da Müslümanlarla ötekiler arasında bir diyalog olacaktır.” [28.s.]

Kāfir demekde sıqıntı xāsıl olunca, ya’ni dialoğcular dīvānında bu ta’bīrden istifāde etmek nā-münāsib sayılınca öteki deyiveririz, maqsad xāsıl olur.

İ’tirāf etmeliyim ki xayre’d-dīn beyin bu qadar çoq ötekilemesini görünce irkildim. ‘Acebā hazret bu lūğāti bilerekmi qullanıyor bilmedenmi qullanıyor? Neuzubİllah xayre’d-dīn bey, lacancı luğate ittibāen, freudun oedipus faraziyyesinden mülhem, phallus ma’nāsında qullanıyor olabilirmi? EstağfurUllah... Xocanın o taraqlarda bezi olduğunu zann etmem.

‘Acebā xoca bu lūğāti xayāliyyāt/ imagology dan idxāl etmiş olabilirmi? Lākin xayāliyyāt/ imagology da öteki/the other ve kendi/self, xayāl/image dan ‘ibāretdir.[1] Xayāliyiyāt/ imagology  ıstılāhında ötekinin haqīqī muqābili yoqdur. Ancaq düşünenin tasavvūrunda qarşılığı vardır. Ya’ni bizim mü’mīniğimiz ve ötekilerin kāfirliği ancaq image/ xayālimizde mevcūdiyyetini farz etdiğimiz bir ma’nāmıdır? EstağfurUllah... Dialoğ āyetini bulan xoca, mü’mīn/kāfir tasnīfinin Qur’ānda haqīqāten zikr edildiğini, ‘indAllah haqīqī qarşılığı bulunduğunu bilir. Bizim Millet-i İslām, xayālī bir cemaātden ‘ibāretmidir?

‘Acebā xoca bu lūğāti, emmanuel levinasdan oqumuş adamların yazdıq-larının tercemesini bir münāsebetsiz dialoğ meclīsinde söyleyenlerden duy-muş ve bu pratik maqsadlarına uyduğu içün olur olmaz yerde, bilir bilmez qullanmağa başlamışdır. Vāqıa levinas, dialoğ ideolojisinin feylesofu sayılır.[2] Xayre’d-din beyin oquduğuna, ne dediğini bildiğine qanaāt getirilse levinasın ötekisinden bahs etdiğine hükm etmek lāzım gelecekti.

‘Acebā kāfir öteki, mü’mīn beriki, olunca ne elde ediliyor? Ötekinin Allaha isyānından ötürü buğz edilmesi lāzım gelen adam olması, berikinin ‘aynı Millete mensūb qardeşin olduğu haq-qındaki fikrin yerine dialoğ birāderliğimi iqāme edilmek isteniliyor?

Levinasın tefekküründe the Öteki ve beriki / self olan ferdlerin mensūbu olduqları i’tiqāddan mücerred insān olaraq qıymetlendirilmesi var. Bu luğātde cenāb-ı Haqqa the Mutlaq Öteki deniliyor ve berideki insānlar mensūbu olduqları dīnleri ile ona doğru hareket ediyor. Tafsīli baş ağrısı olan felsefe, axlāq, ilāhiyyāt mevzu’ları; öteki, beriki, yüzün çıplaqlığı ve başqası tarafından görülüb ma’nālan-dırılması gibi teşbīhlerle anlatılıyor. Xāsılı, öteki ta’bīrini dīnlerarası dialoğ miyānında qullanan, bilse de bilmese de levinascı ma’nāda qullanıyordur. Levinas yehūdīsinin ıstılāhı ile düşü-nenlere yazıq...

Ğālibā bu eylediğim işin adı, lüzūmundan ziyāde tahlīl/ over-analyze dir. Netekim, efendinin kitābının, tefekkürünün öyle mefhūmlarına, ıstılāh cevherlerine baqaraq tahlīl edilecek hāli yoqdur. Ayaq üstünde, televizyon köşesinde, ğazeteye yazı yetişdirmek içün otobüsde yazılmış, söylenilmiş şey’leri bu qadar ciddīye almaq doğru olmayabilir. Lākin ya ciddiye alanlar çıqarsa? Kitāb, geviş getirenler de oqusun diye satılmaq üzere pazarlan-dığına göre, bir taqım sülük mefhūm-ların inqışāf etmemiş dimāğlarda mazarrāta sebebiyyet vermesinden qorqarım...

Dialoğ Mefhūmunun Qatolikliği Haqqında

Bir ıstılāh olaraq dialoğ ilk def’ā 1383 (1964) de, ikinci vatiqan qonsülü senedlerinde görüldü.[3] Gerçi bir taqım xristiyanist modernistlerב dialoğculuğun ilk def’ā 1327 (1910) da edingburgdaki dünyā misyonerlik konferansında mev-zu’ edildiğinden bahs ediyorlar. ‘Aynı zemānda theist masonluğun merkezi olan edinburgda, qatolik kilisesinin düşmanı protestanların muāsır dialoğ-culuq ideolojisinin esāsına dāir sözler etmiş olmaları mümkīndir.[4] Qur’ān, İncil ve Tevratın üçüne birden inanmadan hürmet etmek fikrinin en qadīm mümessīllerinin masonlar olduğu ma’lūmdur.

Muāsır ma’nāsı ile dialoğ qatolik ilāhiyyātına ‘āid bir ta’bīrdir. İkinci vati-qan olmasaydı xayre’d-dīn bey “hazret-i peyğamberin dialoğu” cümlesini qura-mayacaq, “dialoğ āyeti” terkībini bilmeyecek, “Hazret-i peyğamberin tebliği” gibi bir taqım köhne ıstılāhlara mürācaat mecbūriyyetinde qalacaqdı.

Dialoğ Tasnīfleri Haqqında

Xayre’d-dīn bey, dialoğun enva’ın-dan bahs ediyor: Üç çeşidi varmış bu işin: “1.Biribirlerini tanımak, doğru bilgi sahibi olmak, 2.Biri diğerini ikna ederek kendi inancına ve hayat tarzına insan kazanmak, 3.Gruplar arasında veya bütün dünyada mevcut pratik problem-lerin bir kısmını çözmek, bütün taraflar için faydalı olacak bazı eylemlerde işbirliği yapmak.”[5]

Bu da papalık dīnler arası dialog konsilinin dialoğ tasnīfi: “Dialogue can be understood in different ways. Firstly, at the purely human level, it means reciprocal communication, leading to a common goal or, at a deeper level, to interpersonal communion. Secondly, dialogue can be taken as an attitude of respect and friendship, which perme-ates or should permeate all those activities constituting the evangelizing mission of the Church. This can appropriately be called "the spirit of dialogue". Thirdly, in the context of religious plurality, dialogue means "all positive and constructive interreligious relations with individuals and communities of other faiths which are directed at mutual understanding and enrichment", in obedience to truth and respect for freedom. It includes both witness and the exploration of respective religious convictions. It is in this third sense that the present document uses the term dialogue for one of the integral elements of the Church's evangelizing mission.”[6]

Xayre’d-dīn beyin bu müdhīş tasnīfi ile papalığa bağlı dīnlerarası dialoğ qonsülünün tasnīfi arasındaki müdhīş benzerliğin bir īzāhı vardır elbette. Xayre’d-dīn beyden istifāde eden papalık dīnler arası dialog qonsülünün mütercīmlerinin dialoğ tasnīfātını türk-ceden ingilizceye nasıl mehāretle terceme etdikleri görülüyor. Sanki xayre’d-dīn beyin tasnīfleri ingilizceye terceme olunduqdan sonra ‘ilmī, fikrī bir derinlik kesb etmiş. Tercemenin qafası çalışan, bu işlerde ğazeteci gibi değil, ‘ālim gibi qafa yoran adamların fikrī mesāisinin maxsūlü olduğu belli oluyor.

Enteresan dialoğ tasnīflerinden biri de dünya kiliseler konseyine ‘āid: Dialoğların en yayqın olanı hayāt dialoğu imiş. Bundan murād muxtelīf dīnlere mensūb adamların ‘ādī dialoğları imiş. Orğanize dialoğlar üç çeşid olurmuş: 1.Multi-lateral veyā bi-lateral dialoğlar. Muxtelīf cemaatlerin mümessīlleri bu vesīle ile bir araya gelib dialoğ eyliyorlarmış. 2.Akademik dialoğ. Bu dialoğ çeşidinde ‘ulemā bir araya gelib dialoğluyormuş. 3.Rūhī dialoğlar. En enterasan olanı bu üçün-cü diyaloğ nev’iymiş: Muxtelīf dīnlere mensūb kimseler bir araya gelib qalb mağarasında buluşuyorlarmış. Yek dīgerinin ‘ibādetine iştirāq şeklinde zāhir olan bu dialoğ, qatolik kilisesinin sabrını taşırıb aşağıda bahs etdiğim Dominus Iesus senedinin neşrine sebeb olmuşdu.[7]

Qaddāfīnin İşleri

Xayred’d-dīn beyin kitābında insanı güldüren qıssalar da yoq değil. Evvel zemān içinde, xayred’d-dīn beyin “Trablus dialoğu” dediği bir meclīsde, bir taqım lüzūmsuz işler olub bitdikden sonra qaddāfīnin vatiqanın papazlarına, “Hazret-i Peyğamberin nübüvvetini qabūl edecekmisiniz?” diye soracağı tutmuş. Zavallı papazların başı olan kardinal, mes’eleyi vatiqanda inceledik-lerini söylemek mecbūriyyetinde qal-mış. Kardinalin söylediği bu, söyleye-mediğini ben söyleyeyim: “Başlarım diyaloğuna. Nereden düşdüm bu bedevīnin eline.” diyen kardinal evine dönmüş ve bu işlerden elini eteğini çekmişdir.

Xayre’d-dīn beyin rivāyetine göre, bu meclīsde alınan bir taqım qararlar varmış. İstifāde-i ‘amme içün bunlardan birini buraya naql edeyim: “Her iki taraf, karşı tarafın mensuplarını dinlerinden döndürmek için yapılan çalışmalardan vaz geçilmesini tavsiye eder.”[8]

Anlaşıldığına göre papaz bu māddeyi vatiqana havāle etmeye lüzūm görmemiş. Asl şāyān-ı hayret olan, bu māddenin müctehīd, faqīh, dialoğ-şinas xayre’d-dīn beyi rahatsız etmemiş olmasıdır: “Taraflar bu kararların üzeri-ne gitmeli, bunları referans olrak kullanmalı ve hem bu iki dine hem de diger inançlara mensup olan insanlığın daha huzurlu, daha adil, daha az problemli bir dünyada yaşamaları için ortak gayret sarfetmeye devam etmelidirler.”[9] Ya? Bu adamların ebedī hayātı xusrāna uğruyor, İslām ile müşerref olamadan heder oluyorlar ve biz qaddafī qānūnuna göre misyonerlik etmeyeceğiz, öylemi? ‘Acebā huzūrlarını bozub bunların ihtidāsına çalışsaq ve yuqarıda naql etdiğim māddeyi dünyā cenneti peşinde olanlara havāle etsek? Bu dünyāda, öteki dünyāda bu insānları bekleyen, mes’elelerin mes’elesi olan tevhīdi bu insānlara tebliğ etmemekmiymiş sizin dialoğunuz?

Kavramsallaşmış Dialoğ Haqqında

Xayre’d-dīn bey, televizyonda dialoğ ‘aleyhdārı olanları dinlemiş ve bunların ikinci vatiqan qonsülünün kavramsal-laşdırdığı, ta’rīf etdiği dialoğdan bahs etdiklerini farq etmiş. TDVnın İslam ansiklopedisini açmış ve burada papalığın dialoğ vāsıtası ile misyonerlik yapmaq istediğine dāir faslları oqumuş. İslām ansiklopedisinde xayre’d-dīn beyin oquduğu qısmlar, yuqarıda  papalık dīnler arası dialog qonsülünün xayre’d-dīn beyden yürütdüğünü teşhīs etdiğim tasnīfin ikinci māddesine taalluq ediyormuş. Gerçi papazlar xayre’d-dīn beyi doğru anlamadıqları içün murād etdikleri dialoğun üçüncü qısma dāxil olduğunu iddiā ediyorlar amma olsun. Xayre’d-dīn bey burada duruyor. Şaxsen ortada dönen pazarlığı anlamış değilim. Trablusdaki qara çizmeli papazın biri ile sarı çizmeli ağaların xayre’d-dīn beyin teveccüh gösterdiği mutābaqātlarına göre tarafeyn misyonerlikden ictināb etseler sanki müşkilāt qalmayacaq ve yārenlik devām edecek. Qatolikler oyun bozanlıq edip misyonerlikde ısrār etdiklerine göre ne etmek lāzım? Xayre’d-dīn bey bir mülāqātında, türlü cevāhir ile yüklü ‘arz etdiğim dialoğ tasnīfātı ve İslam ansiklopedisi rivāyet-lerini naql etdikden sonra “Diyalog yalnızca qatoliklerle yapılmaz, bütün ötekilerle yapılır.”[10] diyerek kāfirleri, pardon ötekileri ixtār ediyor. Qatolikler misyonerlikden istiğfār etse, bizimkiler sanki hāzır. Bizim ötekilerin dīnlerinin misyonerliğinden vāz geçmeye iznleri varmı? Öyle ise bu dialoğ oyunundan ne xāsıl olacaq? Papalıq dialoğu misyonerlikden tecrīd etmeye meyl eden mensūblarını ‘alenen ixtār etmiş, merdlik göstermiş. Buna i’tirāz etmek neden?

Gerçi xayre’d-dīn beyin ta’rīf etdiği ideal Müslimān dialoğcular, “kendi davalarının şuurlu bir “misyoneri, davetçisi, tarafı””dır. Yuqarıdaki perhīz qarşısına qonulan bu turşuyu gören papazlar demeyecekmiki: “Siz edince oluyor da biz edince niye olmuyor?”

Xristiyānları Eşek Yerine Qoymaq Haqqında

Xayre’d-dīn beyin dialoğ mācerālarından biri de avustralyada cereyān etmiş. Her hālde xayre’d-dīn bey, yuqarıda beyān etdiği evsāfı kāmilen hāiz, ideal bir dialoğcu olaraq avustralyaya ‘azimet eylemiş ve kendinden menqūl olduğuna göre şu kerāmātı ızhar etmiş:

Yapılan dialoğlaşma netīcesi “biz dinimiz anlattık, onlar da dinlerini anlattılar; biz tevhidden asla taviz vermedik, ama onlar teslisten ... hayli taviz verdiler.”[11] diyor.

Demek ki dialoğ meclīslerinde misyonerlik olurmuş ve bi’z-zāt xayre’d-dīn bey bu işi yapmış. Kāfir ötekiler, ‘aleyhlerinde cereyān eden bu manzara qarşısında düşünmemişlermidir? Tes-lisden hayli taviz verdiler, qaddāfīyi dinleseler RasūlUllahı peyğamber de qabūl edecekler! Neredeyse Müslimān olacaqlar. Hādisenin ‘arz olunan qari-qatürüne, xayre’d-dīn beyin anlatdığı çizgi filme qalsa işler ‘acāib şeklde lehimize cereyān ediyor!? Bu müm-kīnmi?

Xayre’d-dīn bey mahall-i mezkūra kendi kesesinden sefer eylediğinden ötürü, kāfir ötekiler “Bir de hem kesemizden verdik hem de dīnimizden olduq, adamları misyonerize edecek-ken misyonerlendik” dememişler. Bu qıssadan xāsıl olan hisse: “Gidelim, gezelim, görelim, dīnlerinden tāviz ala-lım, tāviz vermeyelim, muzaffer şeklde dönelim, yeyib içdiğimiz yanımıza kār qalsın.”dır.

Müşkil olan xusūs ise eşek yerine qonulan muxātablarımızın bu oyuna daha ne qadar devām edecekleri olmalıdır. Xayre’d-dīn beyin trablus macerāsında bahsi geçen misyonerlik etmeme taahhüdünün, parayı veren öteki kāfirler ‘aleyhinde bozulması qarşısında muxātablarımızdan ne bekleyebiliriz? Müslimān, şemseddīn sāmī beyin qāmūs-ı türkīsindeki ta’rīfiyle; “Doğru, mustaqīm, ğıll u gışı olmayan” adamdır.[12] Yaqışırmı “misyo-nerlik etmeyeceğiz” diye taahhüd etdikden sonra, adamların parası ile qurulmuş sofraya oturub misyonerlik etmek? Bizim öteki modernistlerin dīni bumu?

Abant Qonsülleriג

Bir taqım sivil toplum quruluşu qılıqlı teşekküller vāsıtası ile ve bizimkilerin parası ile sayısız cenābet öteki, abant qonsülüne da’vet ediliyor, hem sövüyor hem el parası ile keyf eyliyor ya’ni alla turca dialoğ eyliyor. Bilemiyorum bu ne selefīlikdir, ne xalefīlikdir, “evvel onlar yer idi, şimdi sıra bizde” ahlāqsızlığının bir tezāhürümüdür, nedir? Veren rāzı, yiyen rāzı (çünki birini Cennet bekliyor, dīgeri zāten dünyā cennetinde bulun-duğu fikrinde) olduğuna göre bu xusūsda zügürtlüğe mahall yoq isede istişāre hey’eti a’zāsından ve burada icrā edilen şey’in de dialoğ olduğunu söyleyen xayre’d-dīn beyin beyānātına nazarda fāide vardır.

Anlaşıldığına göre abant qonsüllerinde yuqarıda bahs etdiğimizin ‘aqsi bir hāl vāqi’dir ve bu sefer yiyen öteki, yediren berikidir. Arada tebdīl-i hevā olsun, fetullah xocanın ma’neviy-yātından daha ziyāde feyz bulunsun diye bir taqım ismi lāzım olmayan dāru’l harb içre vilāyetlerde tertīb olunsa da bütün bu dialoğ meclīslerinin standardı ‘aynıdır.

Dialoğ bahsinde bu qadar mütalaa yürütmüşken, xayre’d-dīn beyin şu cümlesini oquduqdan sonra ne diyeceğinizi şaşırıyorsunuz: “Müslü-manlar da şu veya bu şekilde arala-rında diyalog yapmalıdırlar.” [72.s.]

Belki de xatā xayre’d-dīn beyin dediklerini ciddīye almaqdır. Xayre’d-dīn beyin dediklerini bilerek dediğini, qullandığı mefhūmların ma’nāsından xaberdār olduğunu zann etmek xatādır. Dinler arası dialoğdan bahs ederken Müslimānların dialoğunun yerimi? Arzū edenler meqālem boyunca qayd etdiğim kitāb ve web sitelara nazar buyursun. Bir tek papazdan dahi, dialog mefhūmundan bahs ederken bu tarz insicāmsızlıq görülmez. Hazret el yordamı ile bir şey’ler anlatıyor, muxātabları da anlarmış gibi yapıyor. Xayre’d-dīn beyin kitābı ile meşğūl olmayı burada bıraqıyorum.ד Bu yazı boyunca tahlīl etdiğim dialoğ mefhū-munda dahi xayre’d-dīn beyin bilme-dikleri çoqdur ve bu yaşdan sonra öğrenmesi lāzım gelen xusūslar vardır. Bu hāliyle ‘aleme ‘aql vermesi münāsib değildir, ve’s-selām.

III.

Kilisenin Muāsır Dialoğ Siyāseti

Kilisenin hāl-i hāzırda idrāq etdiği en mühimm hādise yeni papanın intihāb edilmiş olmasıdır. Papa benedict, yāhud eski adıyla ratzinger, ikinci vatiqandan beri kilise siyāsetine dāxil bir papaz, ne düşündüğü cümleye ma’lūm bir müellīfdir. Vatiqan, ikinci jean paul devrinde, ikinci vatiqanın mezhebsiz/modernist xattından inxiraf eden bir yola girmişdi. Bu siyasetin en mühimm tarafdarı, ikinci jean paulun himaye etdiği qardinal ratzingerdi ve bu adam papa oldu. Ratzingeri tavsīf içün qullanılan bütün sıfatlar bu zātın muhāfazakārlığına dāirdir.

Ratzingerin papalığından an’anevīה ve muxāfazakār xristiyānlar rāzı; mezhebsiz, modernist, protestanlar nā-rāzı oldu.[13] Nā-rāzılar listesine türkiyeden ‘ilāve edilecek zevat cümle-sinden, -protokol sırası ile yuqarıdan aşağıya- dialoğdan yolunu bulan ğazeteci, cemaāt, siyāsī either/ or hāin, satılmışları da ‘ilāve etmek lāzım.[14]

Ratzingerin günah defterinin başın-da ikinci vatiqan qonsülünü tenqīd etmesi geliyor. Papanın fikrince, ikinci vatiqanda taqarrūr eden, mahallī lisānlarda ‘ibādete izn verilmesi kilise-nin başına gelen en büyük felāket-lerdendir.[15] Ratzinger kilise içinde demoqrasi benzeri tertīblerden nā-rāzıdır ve meş’ūm vatiqan qonsülünde qafa sayısı ile ‘aqāid ve ahkāmın tebeddülāta uğramasını şiddetle tenqīd eder.[16] İncilin feminist tefsīri gibi lāubāliliklere cevāz vermez.[17]

Dominus Iesus Senedi Haqqında

Uxrevi selāmetin ancaq kilisenin ta’līmātına iqtidā ile olduğu fikri ratzingerin bütün āsārında zāhirdir. Ratzinger xaç-perest taqvimince 2000 senesini tebriq münāsebetiyle 6 cemāziye’l-āxir 1421 (5 eylül 2000) tārīxinde neşr etdiği Dominus Iesus senedinde bu fikrini ‘alenen dile getir-mişdi. Dīnler arası dialoğ mes’elesinde kilisenin bugüne qadar neşr etdiği en mühimm senedlerden biri budur. Sene-din altında imzāsı bulunan ratzingerin henüz o tārixde papa olmadığı xusūsu da xātırda tutulursa mes’elenin ehem-miyyeti taqdīr olunur.

Altı fasla taqsīm olunan metnin birinci faslında ilāhī haqīqatin kemāliyle vahyinin Īsā ‘aleyhisselām ve onun kilisesi vāsıtası ile geldiği anlatılıyor. Böylece qatolik kilisesinin dīger dīnlerin yanında dīnlerden bir dīn olduğu fikri redd ediliyor. İkinci fasl, Rūhu’l qudsün qatolik kilisesinden daha vasi’ bir ihatāya mālik olduğuna qāil bulunan ilāhiyyātcılar redd ediliyor. Yegāne qurtuluş kilisenin vāsıtası ileymiş. Dört ve beşinci fasl, ta’bīr-i cāizse Īsā ‘aleyhisselāmın şefaatinin ancaq onun sünnetine ve kilisesine ittiba’ edenlere olduğu anlatılıyor. Altıncı faslda yegāne qurtuluşun kendi anladıqları şekliyle Īsā ‘aleyhisselāmın dīnine ittiba’da oldu-ğundan ve kāfirleri irşādın lüzūmundan bahs ediliyor. En ziyāde i’tirāza medār olan bu faslda dīger dīnlerin “ağır sūretde noqsan” olduğu qayd edilmiş. “Dīnler arası dialoğ, kilisenin irşād misyonunun/evangelizing mission bir hissesi olaraq kilisenin kāfirlere/ad gentes qarşı misyon faaliyyetine dāxildir.” cümlesi de bu fasla ‘aid cevāhirden.[18]

Dialoğ İdeolojisinin Reddi

Hem Müslimān, hem demoqrat olduğunu söyleyenler olduğu gibi hem dialoğist, hem Müslimān olunabile-ceğini zann edenler de bulunacaqdır. Lākin papa ratzingerin fikrince hem dialoğist hem qatolik olunamaz. Ratzinger, Iesus Dominus senedinin sebeb-i te’līfinin bir taqım kimseler tarafından misyonerlik veyā kāfirleri ihtidāya da’vet yerine dialoğ veyā dialoğ ideolojisinin iqāme edilmesi olduğunu beyān ediyor.[19] Ratzingerin fikrince dialoğ ideolojisinin xusūsiyyeti, bütün dünyā dīnlerini bir sayan bir dīnī pluralismi tervīc etmesidir.

Ratzingerin tashīhini istediği telaq-qīye göre dialoğ, objektif ve mutlaq haqīqatin aranılması içün değil bütün dīnī i’tiqādları müşterek zemīnde qarşılaşdırmaq içün vardır. Dialoğistler tarafından telaqqi edilen dialoğ, insanları her türlü objektif haqīqatin imkānını redd eden saxte bir xoş-görüye/ false idea of tolerance da’vet etmesiyle de merdūddur. Asyada qatoliklik iddiācısı bir taqım kimselerin dialoğ ideolojisi xātırına kāfirlerin irşādında/ evangelization tereddüd göstermeleri ratzinger reāsetindeki hey’eti bu senedin te’līfine sevq etmiş.

Dominus Iesusun Tenqīdi

Isus dominus senedi, neşr olunduğu günden beri modernist zümrelerin şiddetle tenqīd etdikleri bir metn oldu.[20] Ratzinger protestanlar cānibinden ge-len tenqīdlere cevāb verdi.[21] Xristiyanist modernistlerin enva’ı bizimkilerle muqā-yese edilemeyecek qadar çoq olduğun-dan bunların ratzingeri tenqidini şerh etmeğe lüzūm yoqdur. Modernsitlikde xristiyanist, protestan zümrelerin var-dıqları noqtaya misāl olmaq üzere alfred stefanik nāmında bir kimseyi zikr edilebilir: Bu zāt, ratzingerin metnini tenqīd ederken müşārun ‘ileyhin İncil-i muxarrefe ‘ātıfda bulunduğu iki āyeti bunların İncile sonradan soqulduğunu söyleyerek redd ediyor.[22]

Xristiyānları Cennete soqmaq içün ‘alemin işini eden dialoğcularımız ratzingerin beyānātını oquduqdan son-ra hem-cinslerine mes’eleyi te’vīl etmek içün çoq sıqıntılar çekmişdi. Mezhebsiz qatoliklerin hākim olduğu “America” mecmuāsının mes’ūl müdīri thomas rees, ratzingeri tenqīd etmiş ve bu beyānātı ile dīnler arası dialoğ mes’ele-sini sıqıntıya soqtuğunu yazmışdı. Taqdir-i İlāhi, tenqīd etdiği adam papa oldu ve yeni papanın ilk işlerinden biri kendini “America” mecmuāsının başın-dan almaq oldu.[23]

An’anevī xrisriyānlar cānibinden de mezkūr sened tenqīd olundu lākin bunların tenqīdinin bizim işlerimize pek daxli yoqdur.[24]

Papa XVI Benedictin Dīnler-arası Dialoğ Mes’elesinde Fikri

Papa benedictin qırq senelik matbuāt hayātı boyunca neşr etdiği eserlerinde bütün mühimm mes’elelere dāir fikrlerini bilmek mümkīndir. ‘Aqīde-sinde istiqrārı ile ma’rūf olan bu zātın dialoğ mes’elelerinde ne düşündüğü de ma’lūmdur. Dominus Iesus senedinde merāmını zāhir eden papa icraātında da fikrinin īcābını gösterdi.

Regensburgdaki edebsiz nutqu vesīlesiyle İslāmı tahqīr eden papa, eslāfının iktidārı boyunca etdiklerini bir çırpıda silecek şiddetde lāflar etmeyi becerdi. Artıq papanın dīnler arası dialoğ tarafdārı olduğu yalanını xalqa qabūl etdirmek bir müddet muhāldir.

Papanın İslām telaqqīsinin bir taqım yerli-modernist-dialoğcuların telaqqīsinden daha İslāmī olduğunu söylemek dahi mümkīndir: Meselā, “İslām, ğarblı tasnifinden farqlanan kendi insan huqūqu tasnīfini ta’rīf etmişdir.”[25] lāfı yüzü yerde islamist modernistlerden değil papadan sudūr etmişdir.

“Dīnler arası dialoğ” oyunun, bu oyundan istifāde eden bir taqım kimseler müstesnā, danışıqlı dövüş māhiyyeti ‘arz etdiği ma’lumdur. Her iki tarafın qurnaz misyonerlerinin, bu vesīleyle qarşısındakini kendi dīnine döndermek fikri qarnında olduğu hālde boğazından qardeşlik, xoş-görü lāqırdı-larının dökülmesi hāli... Müesseseleri, parası, tahsīlli misyonerleri çoq tarafın bu oyundan şikāyetci olması içün ne sebeb vardır. Dialoğ oyununu, istedik-leri mecra’da seyr etdiği taqdīrde xristiyānların bozması hikmet-i siyāsīye uymaz.

Muhtemelen dialoğ mefhūmu, ikinci vatiqan evvelinde dialoğ ne demek idiyse ona, ya’ni lūğātdeki qadīm ma’nāsına yaqlaşdırılacaq, bu sūretle muhtevāsı boşaltılacaq ve qarşılıqlı, ‘alenī evangelization/ irşād ğayretine dönecekdir. Bu teşebbüsātda inisiyatifin kilisenin elinde olduğunu taqdīr etmek içün sarrāf olmağa lüzūm yoq. Arada xāsıl olan taxrībātla qalacağa benzeriz.

Avrupanın Xristiyānlaşdırılması Siyāseti Haqqında

Yeni papanın en mühimm hedefi avrupanın xristiyānlaşdırılması. Adamın kendine benedict ismini seçmesinin dahi esāsını bu xusūs teşkīl ediyor. Avrupanın xristiyanlaşdırılması siyase-tinin, avrupanın Müslimanlaşdırılması veya avrupada Müsliman qalabalığın mes’eleleri, türkiyenin ATa girmesi gibi bahslerde müşkilāta sebebiyyet vere-ceği muhaqqaq. Papa türkiyenin ATa girmesini istemeyecek, avrupadaki Müsliman türklerin ‘aleyhinde siyaset ta’qib edecek ve bir tarafdan da dinler arası dialoğ siyasetinimi ta’qib edecek? Bu esnada sağdan soldan gelecek tenqidlerin, dialoğcu zevatı büyük sıqıntılara giriftdar etmesi muhtemeldir.

Müslimānların Noqta-i Nazarından Papa XVI. Benedictin Siyāsetinin Qıymetlendirilmesi

Cenāb-ı Haqqdan xālisāne niyāzım dialoğcuların ömründen alıb papanınkine qatsın. Ne o ne bu yandan ğazel oquyanların muqaddes ittifāq, ğayrı-‘ādī ittifāq dedikleri cinsden bir hāl vāqi’ değil. Bu gün māruz qaldığımız modernist belānın menşe’ini, türkiyede ‘allāmelik satanların fikri müktesebātını oquduqları protestan ilāhiyyātcılara medyūn olduqlarını bilenler murādımı anlar. Ğarbda cereyān eden dīnī, felsefī hādisāt kendi xusūsī şartları-mızda bize de intiqāl etdi ve ediyor. Vatiqanda dīnini an’anesi dāxilinde telaqqī eden bir fikriyyātın hākim olması bizim içün münāsibdir. Bir qaç sene evvel cereyān eden türkce nemāz fitnesinin lutherden ikinci vatiqana qadar uzanan bir fikrī tārixi olduğunu ve bu fikri müktesebātı yetdiği qadariyle türkiyede pazarlamaya qalqışan ilāhiy-yātcının vaz’iyyeti fikrime misāldir. Ratzinger ve qatolik ilāhiyyātcıların beş yüz senelik bir tārih içinde muqaddes lisānların yerine mahallī lisānların iqāmesi ‘aleyhinde i’māl-i fikr etmesi xattā yaqın bir istiqbālde latince ‘āyine resmen izn vermesi bize de yarar. Thomas aquinas, neo-thomistler, ratzinger, bize efğānī, ‘abdūh, yaşar nūrī ve emsālinden daha yaqındır dersem, mübālağa etdiğim düşünül-mesin. Kitāba īmān etdiğini söyleyib her türlü ‘aqīdevī muzāharafatı dīn diye xalqa pazarlayan modernizm dīnine mu’teqīd olan kitābsızlar bir tarafa, muxarref dīnine eslāfımız ile paralel an’anevi zāviyeden mu’teqīd, ne olduğunu bildiğimiz kāfirler dīger tarafa. Ameriqada nemāz qıldıran qarımı bize yaqın yoqsa qadınların imāmeti ‘aleyhinde olan kilisemi?

ש  “Oxford English Dictionary”, 2.neşr, 1409 (1989); “Chiefly Philos. Usu. with the. Freq. with capital initial. That which is the counterpart or converse of something specified or implied; (spec. in structuralist and poststructuralist critical and psychoanalytic thought) that which is not the self or subject; that which lies outside or is excluded from the group with which one identifies oneself; (in Lacanian thought) the unconscious, the symbolic order. Now usually opposed to self.”

[1] Herkül Millas, “Türk Romanı ve Öteki”, İstanbul-1420 (2000), Sabancı ün. neşr.; 1-17.s.

[2] Terry Veling, “Levinas and the Other Side of Theology”, “http://www.jcrelations.net/en/?id=794”

[3]     Ilaria Morali, “Misunderstandings About Interreligious Dialogue”,

“http://www.ewtn.com/library/Theology/ZINTEREL.HTM”, 12 Zi’l-qa’de 1426 (14 Qānūn-ı sānī 2005)

ב     Modernism dīninin mezhebleri vardır: İslamist modernizm, xristiyanist modernizm, yehūdist modernizm. “Modernizm, bütün dalāletlerin terkībi” (Modernism, synthesis of all heresies.); Papa Pius X, “On the Doctrine of the Modernists”, Boston MA/USA-1373 (1954), St. Paul Books Media neşr.(reprint); 48.s. : Mümkīn olmayan terkīb: Modernist İslām.

[4] “Interreligious Relations & Dialogue”,

“http://www.wcc-coe.org/wcc/english.html”

[5] Hayreddin Karaman, “Dinlerarası Diyalog Nedir?”, İstanbul-1426 (2005), Da neşr.; 23.s.

[6] Pontifical Council for Inter-Religious Dialogue, “Dialogue and Proclamation”, 1411 (1991),

“http://www.vatican.va/roman_curia/pontifical_councils/interelg/documents/rc_pc_interelg_doc_19051991_dialogue-and-proclamatio_en.html”

[7] “Interreligious Relations & Dialogue”,

“http://www.wcc-coe.org/wcc/english.html”

[8] Hayreddin Karaman, “Dinlerarası Diyalog Nedir?”, İstanbul-1426 (2005), Da neşr.; 32.s.

[9] Hayreddin Karaman, “Dinlerarası Diyalog Nedir?”; 33.s.

[10] Hayreddin Karaman, “Diyaloga Girmek Zorunlu”, “Yeni Şafak” ğzt., 30 Cemāziye’l-āxir (6 Ağustos 2005)

[11] Hayreddin Karaman, “Dinlerarası Diyalog Nedir?”, İstanbul-1426 (2005), Da neşr.; 12.s.

[12] Şemse’d-dīn Sāmī Bey, “Qāmūs-ı Türkī”, Der Seādet-1317 (1899), İqdam matbaası; 1345.s.

ג     Qonsül veyā council, meclīs, şūrā, dīvān ma’nāsına gelir. Abantdaki councile bir ism vermek isteyenler bu işin adını türkiyece dilinde “toplantı” qurmuş. Toplantı, muhtemelen ictima’ ma’nāsına geliyor. Xayre’d-dīn beyi qocundursa da buradaki mesa’i, ictima’dan fazla bir māhiyyeti hāiz görünüyor ki, buna pek a’lā council denilebilir. (Hayreddin Karaman, “Dinlerarası Diyalog Nedir?”; 67.s.) Ya’ni, buradaki meclīsler councile benzemiyor, councilin kendisi. Amma burada xristiyan qonsüllerini tedāī etdiren bir hāl varmış. Yoqmu?

ד     Değil İslām ‘ilmleri ile uğraşmış biri, mücerred tārīx ‘ilmiyle meşğūl bir kimseden dahi sudūr etse ‘ayıblanacaq şu tarz-ı tefekküre baqınız: Rasulūllah sallAllahu ‘aleyhi vesellem, bir taqım müverrīxlerin iddiā etdiğine göre kāfirlerle medīne vesiqası dedikleri bir sened bağlıyor ve kāfirler bu senedin īcābınca ‘amel etmeyince muqāvele fesh oluyor. Xayre’d-dīn bey diyor ki; “Müslümanları arkadan vurmaya kalkışmasalardı; yani Medine vesikası antlaşmasını bozmasalardı bu devam etmeyecekmiydi? Bence edecekti. Çünkü peygamberimiz sözünden caymayacaktı, cayamazdı.” (Hayreddin Karaman, “Dinlerarası Diyalog Nedir?”; 41.s.) Böyle muhāqeme olurmu? “Peyğamber bilmem ne olmasa şöyle edecekdi.” denilirmi? Birileri vesīqalı bir dīn istiyor diye dīni, tārixi, peyğamberi kendi ‘indī muhāqemesine tābi’ qılmaqmıdır ‘ālimlik, -hāşā- müctehīdlik? Tārīxin ancaq bir şeklde olduğu ve ancaq o şeklde olabileceği, ilm-i hāl seviyyesinde ‘aqāidini bilen, qazā-qader bahslerinden bir nebze xaberdār Müslimāna dahi ma’lūm değilmi? “Etseydi”, “yapsaydı” ile fıqh yürürmü? “Peyğamber bir ‘amel işlemişse filān şart tahaqqūq etse idi öyle olmazdı.” demek kimin haddine? Bıraqın İslāmī hudūdu, ‘ādī hādisāt haqqında olsun böyle muhāqeme ma’qūlmü?

ה     An’anevī xristiyānlar, ikinci vatiqan qonsülünü redd eden ve qadīm qatolik ‘aqāidine sādıq olanlar; muxāfazakār xristiyānlar ikinci vatiqan qonsülünden nārāzı olsa da kiliseyi terk etmeyib içeride mücādele etmeyi ihtiyār edenler, xristiyān demeye dilimin varmadığı modernizm dīninin mensūbu xristiyānlıq iddiācıları ise ikinci vatiqanı beceren ve mümkīn olsa daha bedterini kiliseye hākim qılmaq isteyen bizdeki mezhebsizlerin dīndaşı mel’ūnlardır. Bu sonuncular, qarı papazın imāmlıq etmesini; nemāzların ve kilise āyinlerinin mahalli dillerde edāsını; Qur’ān ve İncilin tercemesinin ‘avām tarafından oqunmasını; secularizmin devlete hākimiyyetini; ‘ulemānın siyāsetden uzaqlaşmasını isteyenlerdir. Ratzinger, muxāfazakārların en mühimm bir namzedi idi ve papalığa seçilmeğe muvaffaq oldu.

[13] Bruno of Jesus, “Benedict XVI Our Sweet Christ on Earth”, “The Catholic Counter-Reformation in the 21st century” mecm., 35.’aded, (Temmuz 2005) : Bruno of Jesus, “Jean Paul I is Returning”, “The Catholic Counter-Reformation in the 21st century” mecm., 34.’aded, (Haziran 2005) : Paul Vallely, “The boy who became Pope”, “The Independent” ğzt., 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 Nisan 2005); “The cardinals of the Roman Catholic Church have elected as Pope perhaps the most controversial, divisive and reactionary of all the plausible candidates.” : Paul Vallely, “A pope who believes it is far better to be right than popular”, “The Independent” ğzt., 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 Nisan 2005);  “It is hard to imagine that the Catholic Church could have chosen anyone more damagingly divisive.” : Xaber, “Associated Press”, 12 Rabi’u’l-evvel 1426 (21 Nisan 2005); “In a statement Tuesday, Tuebingen's most famous scholar, thecontroversial Swiss theologian Hans Kueng, called Ratzinger's election "an enormous disappointment for all those who hoped for a reformist and pastoral pope.” : Richard Bernstein, “Turbulence on Campus in 60's Hardened Views of Future Pope”, “The New York Times” ğzt., 15 Rabi’u’l-evvel 1426 (24 Nisan 2005); "I will not speak badly of him as a person," Professor Küng said. "He has always regarded me a Christian. But in theological terms, we are quite different. He was defending the old paradigm of the medieval church. I was defending the postmodern paradigm."

[14] Tayyib erdoğanın nāzırı memet aydın; "Şimdi Vatikan, II. John Paul'ün halefini seçmekle meşgul olacaktır. Mutlaka bir papa seçilecektir. Ancak seçilecek papanın agresif, ideolojik, fanatik çizgilerde değil, demokratik, toleranslı, diyaloğa açık, barışsever bir papa olması, dünya barışına büyük bir katkı sağlayacağı ümidindeyim." (Mehmet Aydın, "Papa II. John Paul'ün ardından", "Zaman" ğzt., 26 Safer 1426 (6 Nisan 2005)) Böylece tayyīb beye qasım paşa ağzı ile milan baş pisqoposu kardinal dionigi tettamanzinin adını telāffūz etmeyi kimin öğretdiği ma'lūm oldu: "Yeni papa seçimi AKP'de de tartışma konusu olurken, Başbakan Erdoğan'ın gönlünün, İtalyan Kardinal Dionigi Tettamanzi'den yana olduğu belirtildi." (Xaber, "Milliyet" ğzt., "Ilımlı papa istiyor!", 27 Safer 1426 (7 Nisan 2005)) [Tettamanzi denilen mel'un opus dei şebekesine mensūbiyyeti sābit iki kardinalden biri idi. (Xaber, "Associated Press", "Opus Dei Watching for Selection of Pope", 3 Rabi'u'l-evvel 1426 (12 Nisan 2005))]:

Benām katolisizm mütexassīsimiz aytunç altındal televizyonda kerrāt ile “Washington times” muxābiri olan āşufte ile washingtonda aqşam yemeği yedim, yeni papanın şu şu evsāfda olacağını bana anlatdı deyib, “Tarihçi Aytunç Altındal, ilaç şirketlerinin, doğum kontrol yöntemlerine ve kürtaja izin verecek bir Papa'nın seçilmesi için kulis başlattığını ileri sürdü. Dünyada 1.1 milyar Katolik olduğunu belirten Altındal, eğer ilaç şirketlerinin istediği gibi bir Papa seçilirse, bunun, günde 300 milyon hap üretilmesi ve yıllık 80 milyar dolarlık bir pazar anlamına geleceğini söyledi. Kulislerin, doğum kontrolüne karşı olan II. Jean Paul'un hastalanmasının hemen ardından başladığını da söyleyen Altındal, 'Doğum kontolüne razı olan 6 kardinalin adı geçiyor. Milano Kardinali Tetramansi, Colombia Kardinali Hoyas ve Nijeryalı Kardinal Arinzi'nin seçilme ihtimali var. Eğer, doğum kontrolünü destekleyen bir Papa seçilirse 2 bin yıllık gelenek bozulacak' dedi...

Altındal şunları söyledi:'Yeni seçilen Papa 'doğum kontrolüne doğrudan Katolik Dini izin veriyor' demeyecek tabii. Bunu kara kaplı kitaba uyduracak. İlaç şirketleri kazanırken onlar da reform yapmış olacak. Katolik dini çağdaş bir din denilecek. Ayrıca feministler de bu işten karlı çıkacak. Kadın özgürlüğünde büyük zafer kazandıklarını belirterek, 'Katolik Kilisesi'ni dize getirdik' diyecekler.” (Xaber, “İlaç devleri papa kulisinde”, “Akşam”, 24 Safer 1426 (4 Nisan 2005)) diyerek mülāqat verdikden sonra pişkince ratzingerin papa seçilmesini qıymetlendiriyor:  “Gazeteci-Yazar Aytunç Altındal, Papa II. Jean Paul'un ölümünün ardından Alman Kardinal Joseph Ratzinger'in 265. Papa olarak seçilmesini değerlendirdi. Ratzinger'in kutsanmış anlamanı gelen 'Benedictus' ismini almasının onun geçiş dönemi papası olduğunu gösterdiğini ifade eden Altındal, 'Bunlar geçiş dönemi papaları. İki üç yıl görevde kalırlar, bir sonraki papa tarafından izlenilecek yolun zeminini hazırlarlar. Ratzinger'in de bu ismi almasının nedeni bu' diye konuştu... Aytunç Altındal, 'Uzun zamandır bu göreve hazırlanıyordu. 78 yaşında emekliye ayrılması gerekiyordu. Ancak ayrılmadı. Çünkü Vatikan'ın tüm kirli oyunlarını biliyordu' diye konuştu.” (Xaber, “Geçiş Dönemi Papası”, “Akşam” ğzt., 12 Rabi’u’l-evvel 1426 (21 Nisan 2005)) Ratzingerin çoqdandır papalığa hazırlan-dığını bilen aytunç efendinin iki hafta evvel dediklerine bir daha nazar buyurulsun. : Alev Alatlı, ““İmam” Amina Hanım’dan Papa XVI. Benedictus’a İçtihat ve Feminizm (2)”, “Zaman” ğzt., 14 Rabi’u’l-evvel 1426 (23 Nisan 2005); “İtiraf etmeliyim ki ben kendi adıma, Afrika ya da Asya ülkelerinden birisinden Kofi Annan türünden “ılımlı” birisini seçip, uzlaşacaklarını düşünmekteydim ki, fena halde yanıldım.”

[15] Paul Vallely, “The Boy Who Became Pope”, “The Independent” ğzt., 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 April 2005); “By 1997 he had rowed back to the point where he said that the way Pope Paul VI dumped the Latin Mass and imposed a vernacular version had created a "tragic breach" in the tradition. "I am convinced that the crisis in the Church that we are experiencing today is, to a large extent, due to the disintegration of the liturgy," he wrote. He has since said he hoped for a new generation of bishops who would restore Latin to the liturgy and curb the "wild excesses" of the years since Vatican II.”

[16] Bruno of Jesus, “Benedict XVI Our Sweet Christ on Earth”, “The Catholic Counter-Reformation in the 21st century” mecm., 35.’aded,  Ssfer 1426 (Temmuz 2005); “Well! in his autobiography Cardinal Ratzinger relates how in 1964, between the second and the third session, he began to be frightened of seeing « the atmosphere among theologians in the Church becoming ever more in turmoil. More and more one had the impression that nothing was stable in the Church, that everything was to be reconsidered. » « The Council appeared more and more like a great parliament of Churches capable of modifying and remodelling everything in its own way. Resentment grew against Rome and the Curia, which were designated as real enemies of anything new and progress. Council debate was more and more presented according to the partisan schema proper to the modern parliamentary system. And once one became aware that this was the way things operated, he was forced to take sides himself. » ... « But there existed in this regard an even more profound process, continued Ratzinger. If the Bishops of Rome could change the Church, or even the Faith (this was the impression that they gave), why them alone, in fact? It seemed as though the Faith could be modified, contrary to all that had been thought until then. »”

[17] Xaber, “Pope feels 'turmoil' over new job”, “The Guardian” ğzt., 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 Nisan 2005); “Benedict XVI has denounced rock music, dismissed anyone who had tried to find "feminist" meanings in the Bible, and last year told American bishops it was appropriate to deny Communion to those who supported abortion and euthanasia.”

[18] Ratzinger, “Dominus Iesus”, “http://www.vatican.va/roman_curia/congregations/cfaith/documents/rc_con_cfaith_doc_20000806_dominus-iesus_en.html”; “If it is true that the followers of other religions can receive divine grace, it is also certain that objectively speaking they are in a gravely deficient situation in comparison with those who, in the Church, have the fullness of the means of salvation.”, “... the Church must be missionary”. Inter-religious dialogue, therefore, as part of her evangelizing mission, is just one of the actions of the Church in her mission ad gentes.”, “Equality, which is a presupposition of inter-religious dialogue, refers to the equal personal dignity of the parties in dialogue, not to doctrinal content, nor even less to the position of Jesus Christ — who is God himself made man — in relation to the founders of the other religions.”, “Therefore, these separated Churches and communities as such, though we believe they suffer from defects, have by no means been deprived of significance and importance in the mystery of salvation. For the spirit of Christ has not refrained from using them as means of salvation which derive their efficacy from the very fullness of grace and truth entrusted to the Catholic Church.”

[19] Xaber, “AD2000” mecm., 9.’aded, Şa’bān 1421 (Teşrīn-i sānī 2000); 13.c., 3.s.; “http://www.ad2000.com.au/articles/2000/oct2000p3_77.html”; "Dialogue - or rather the ideology of dialogue - becomes a substitute for missionary activity and for the urgency of an appeal to conversion."

[20] Paul Vallely, “A pope who believes it is far better to be right than popular”, “The Independent” ğzt., 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 Nisan 2005);  “This was the man who had insulted other faiths, after they had been embraced by John Paul II, with a document Dominus Iesus, that reasserted the superiority of Catholicism over other faiths and Christian denominations.” : Stephen Bates/ John Hooper, “From Hitler Youth to the Vatican”, “The Guardian” ğzt., 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 Nisan 2005); “Hans Küng, whom he banned from teaching on the church's behalf in 1979, described a document published by Cardinal Ratzinger's department in the Vatican as "a hotch-potch of medieval backwardness and folie de grandeur". He was referring to the document Dominus Jesus issued by the Congregation for the Doctrine of the Faith in Rome, which, in highly unecumenical language, described other Christian faiths and world religions as "deficient or not quite real churches". When the Lutherans complained, the future Benedict XVI dismissed their objections as "absurd".” : Peter Ford/ Sophie Arie, “The Christian Science Monitor” ğzt., “A conservative pope”, 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 Nisan 2005); “A 2004 document sternly denounced "radical feminism" as an ideology that undermined the family and obscured the natural differences between men and women. His combative side came out in 2000 in a dispute over a CDF document entitled Dominus Iesus. Aimed at restating the primacy of the Roman Catholic Church against the more inclusive views in Asia, it branded other Christian denominations as deficient or not quite real churches. Anglican, Lutheran, and other Protestant churches which had been in ecumenical dialogue with Rome for years were shocked. They were further upset when Ratzinger dismissed protests from Lutherans as "absurd."” : Alessandra Stanley, “Crossing Cardinal Nein”, “The New York Times” ğzt.,  24 Nisan 2005); “Cardinal Ratzinger never displayed the same degree of interest in reconciling East and West in what John Paul II loved to describe as the "two lungs of Christianity." Mostly he was busy stamping out wisps of religious pluralism, most famously in 2000, when he published "Dominus Iesus" ("The Lord Jesus") , which condemned "relativistic theories" of religious pluralism and described other faiths as "gravely deficient." The document was mostly aimed at reining in straying Catholic theologians like the Rev. Jacques Dupuis, a Belgian theologian who after teaching in India argued that other religions could also lead to salvation, but it offended religious leaders of almost every stripe. Jewish religious leaders in Rome boycotted several interfaith meetings in protest. Even some cardinals publicly questioned its tone and timing.” : Tony Czuczka, “Benedict Keeps Cardinal As Vatican's No. 2”, “Associated Press”, 11 Rabi’u’l-evvel 1426 (20 Nisan 2005); “But the new pope has been one of the most forceful Vatican voices for Catholic missionary work and other forms of evangelization. He was the intellectual force behind the 2000 document "Dominus Iesus," which outlined the Catholic Church as an exclusive road to salvation and angered Protestants, Jews, Muslims and other non-Christians.” : Bu da türkiyeli bir muxarrīrin mes’eleden anladığı: “Her şeyden önce, bırakın Müslüman veya Yahudileri, diğer Hıristiyan mezhepleri de kendisini bir sözü için hâlâ affetmiş değiller. Ratzinger, bundan birkaç yıl önce kaleme aldığı bir yazıda, cennete ve Tanrı'nın huzuruna çıkmanın tek yolunun Katolik dini olduğunu belirtmişti. Bu ifadesini hiçbir zaman geri çekmedi.” (Semih İdiz, “Habemus Papa”, “Milliyet” ğzt., 12 Rabi’u’l-evvel 1426 (21 Nisan 2005))

[21] Ratzinger, “Cardinal Ratzinger Answers The Main Objections

Raised Against The Declaration ‘Dominus Iesus’”, “http://www.tcrnews2.com/dominus2.html”

[22] Alfred T. Stefanik, “Dominus Jesus: For Now Respice Finem”, “http://thewitness.org/agw/stefanik.html”; Bu münkīr new yorkda, roslynde, trinity episcopal churchün rektörü imiş.

[23] Bruno of Jesus, “Jean Paul I is Returning”, “The Catholic Counter-Reformation in the 21st century” mecm., 34.’aded, Cemāziye’l-āxir 1426 (Haziran 2005); “«Thomas Reese , the sixty-year old Jesuit and chief editor of the very popular monthly Jesuit review “America”, was enjoined by the Congregation for the Doctrine of the Faith to resign from his post, announced the Revue catholique of the Diocese of Aix-la-Chapelle. He is criticised for taking stands that were further and further removed from the Church’s doctrine. Tension between this religious who advocates a progressivist Catholicism (criticisms of the document “Dominus Jesus”, a partisan for married priests, ordaining women priests, openness to embryonic research and homosexual marriage) and the Congregation for the Doctrine of the Faith [of which Ratzinger was the Prefect] has existed for a long while. » But these « tensions » were followed by no sanction under John Paul II. This is what has changed with the accession of Benedict XVI. It must be said that the Jesuit has all that it takes for exhausting the Pope’s patience. During John Paul II’s funeral and the election of his successor, this small, thin, curt man with an intellectual’s glasses and dark humour made himself the indispensable occasional correspondent of all the American television channels at the heart of the Vatican. He announced, commented on, explained and criticised. Upon his return to the USA, Fr. Reese learned of his dismissal. Benedict XVI had said: « That will do! »” : Laurie Goodstein, “Vatican Is Said to Force Jesuit Off Magazine”, “The New York Times” ğzt, 28 Rabi’u’l-evvel 1426 (7 Mayıs 2005); “The Congregation for the Doctrine of the Faith first complained to Jesuit officials about the magazine four years ago, the church officials said, after America published a special issue with articles criticizing "Dominus Jesus," a document on interfaith relations and the supremacy of Catholicism that had been issued by the Congregation.”

[24] Donald J. Sanborn, “Ratzinger's Dominus Jesus: A Critical Analysis”, “http://www.traditionalmass.org/articles/article.php?id=35&catname=5” : Francesco Ricossa, “Benedict XVI’s 1993 program for a one-world ecumenical church”, “http://www.traditionalmass.org/articles/article.php?id=62&catname=15”; Ratzingeri şiddetle tenqīd eden bu enteresan meqālede tesādüf etdiğim, protestanların “Return to the Essentials”/ “Köklere Dönüş” şiārını görünce salavat getirdim. Meğer kāfirler bu şiārı da bizim selefi ötekilerden almış. : Donald J. Sanborn “Don't Get Your Hopes Up about Ratzinger: Q & A”,

“http://www.traditionalmass.org/articles/article.php?id=63&catname=15”; “From the point of view of the Catholic Faith, Ratzinger is not even a Catholic. He is a public heretic just like Wojtyla.... he is an ecumenical maniac, more ecumenical, I think, than even Wojtyla, if that is possible. But ecumenism is contrary to our holy Faith... Vatican II is heretical and that Ratzinger is a heretic for having promulgated this teaching. For this reason, I say that Ratzinger is not even a Catholic... Catholic Church ... never “dialogued” with false religions. Did Saint Peter or the early popes “dialogue” with the Roman idolaters, in order to find the “unity which they already shared?”...[Suāl]- How do you think Ratzinger will treat traditionalists? [Cevāb] He will totally ignore the sedevacantists, I think. Perhaps he will excommunicate one or two of us... Wojtyla hated the traditional movement. Ratzinger is different. On matters of pure taste, he is more conservative than Wojtyla, and will favor the preservation of the traditional Latin Mass, something like a museum piece.” : Discipulus,  “Dominus Jesus: A Declaration That is “Perfectly in Line with Vatican II”,  “Si Si No No” mecm., 42.’aded, Eylül 2001); “http://www.sspxasia.com/Documents/SiSiNoNo/2001_September/Dominus_Jesus.htm” : Michael Chapman, “Will Pope Benedict XVI Undo the ‘New Religion’ and Restore the Church? ”; ” http://www.sspxasia.com/Documents/Society_of_Saint_Pius_X/Interview_with_Bishop_Richard_Williamson_2005.htm”

[25] “Islam has defined its own catalogue of human rights, which differs from the Western catalogue”; Jane Kramer, “The Pope and Islam”, “The Newyorker” mecm., QQ (2 Nīsān 2007)

Bookmaker betfair Bonus review by ArtBetting.co.uk

Bookmaker bet365 review by ArtBetting.co.uk

Germany bookmaker b.artbetting.de review by ArtBetting.de

Bookmaker Greece BET365 review by ArtBetting.gr

Back to top