Deprecated: Non-static method JSite::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/templates/gk_magazine/lib/framework/helper.layout.php on line 150

Deprecated: Non-static method JApplication::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/includes/application.php on line 536

Deprecated: Non-static method JSite::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/templates/gk_magazine/lib/framework/helper.layout.php on line 150

Deprecated: Non-static method JApplication::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/mecmuai/public_html/Dergi/includes/application.php on line 536

Meditasyon ve Yoga Namaz ve Zikir Yerine Geçer mi

Mustafa Özcan

Günümüzde kimi zaman meslek erbâbı ile laymenlerin (nâdânların) rol değiştirdiklerine şahid oluyoruz. Nadan meslek yabancısı demektir. Veya meslekte profesyonel olmamakla birlikte amatör olarak onu yürüten anlamına da gelir. Bu bağlamda sanatçı Seray Sever laymen yani meslek dışı olmasına rağmen meditasyon ve yogayı İslâmî açıdan dışlarken aksine ilahiyat profesörü olan Salih Akdemir yogayı meşrulaştırmakta ve ona cevaz vermektedir. Peki bunun nedeni nedir? Nedenlerden birisi, Akdemir profesyonel olmakla birlikte aynı oranda meslekiyle bütünleşmiş değildir veya müteşerri çizgiden uzaktır.

Buna mukabil, laymen olan Seray Sever daha dindar veya dini çizgiye daha riâyetkârdır Başka bir ihtimal de, Salih Akdemir'e göre, yoganın İslâmî gelenek içinde mütalaa edilebilir ve zikir ve namazın müteradifâtı anlamına gelebilir olmasındandır. Peşinen söylemekte yarar var. İmam-ı Rabbani ve yolundakiler mevlid-i şerifi bile bid’at kavramı içinde mütalaa ederken elbetteki yogayı İslam dışı addetmişlerdir.[1] İmam Rabbani dönemindeki gibi yoga meselesi yeniden güncelleşmiştir. Bundan dolayı eski sorunlara ve meselelere yeniden güncel cevaplar verilmelidir.

Salih Akdemir bu yargıya nasıl varmaktadır? Kriteri nedir? Öncelikli olarak Salih Akdemir'in gerekçelerine bir bakalım:

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Salih Akdemir, Hürriyet'te yayınlanan röportajında yogaya methiyeler düzmüştür. Gazeteye göre, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Salih Akdemir, üniversitede "yoga devrimi" yaptı. Her gün en az iki kez, evde, fakültedeki odasında ya da fakülte mescidinde yoga yapan Prof. Akdemir, gurusuna da fakültede yoga konferansı verdirdi. İki dersinde öğrencilerine de yoga yaptırdığını söyleyen Prof. Akdemir, yeni açılacak "Hıristiyanlık, Yahudilik ve Uzakdoğu dinleri" bölümünde de yoga dersi verilmesi için çalışıyor. YOGA yaparken kullanılan "Rama (Tanrı), Hara" gibi mantralar (fikir aracı) yerine "Rahim (Tanrı), aşk" gibi İslami mantralar kullandıklarını söyleyen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Salih Akdemir ile birlikte Hürriyet muhabiri daha da ileri giderek fakülte mescidinin kadınlar bölümünde birlikte yoga pratiği yaparlar. Kur’an'ın birçok yerinde de zikir sözünün geçtiğini hatırlatan (dolayısıyla zikrin yerine yogayı ikame eden) Akdemir, "Cebinizi doldurmaktan çok ruhunuzu doldurun. Hastaysanız, yogayla iyileşirsiniz" sözleriyle zengin fakir herkesi yoga yapmaya çağırıyor. Prof. Akdemir'in, İslam ve yoga ile ilgili görüşleri şöyle:

Hastalığınız İyileşir

"Bütün eski kültürler vahiy (Allah'tan gelen sözler) sürecine girmezse hikmet, bilgelik dediğimiz sürece girer. 'Vedalar' da öğretilerin yazıldığı kitaplardır. Veda kelimesi Sanskritçe'dir ve 'bilgi' anlamına gelir. Ayurveda ise yaşam bilimi anlamına gelir. Kişinin çevresi ve kendi doğası ile uyumlu, uzun ve sağlıklı yaşamasının anahtarıdır. Kişinin varoluş amacını gerçekleştirmesinin yoludur. Ayurveda artık tamamlayıcı tıp olarak öneriliyor. Hastalıkların birinci nedeni stres, ayurveda, yoga ve meditasyonla atılabiliyor. Ben de, 'Yoga yapın, hiç hasta olmayın' diyorum. Bir öğrencimin annesi kanserdi. Yoga yapmasını önerdim. Kendi halinde bir ev kadınıydı. Uzun süre dediğimi yaptı. Sonra hastalığını yendiğini söyledi.

Yogaya İnanmıyordum

Aslında yoga, meditasyon gibi şeylere inanmıyordum, ilgi de duymuyordum. Üç sene önce milli tekvandocu öğrencim Menekşe Öztürk sayesinde gurum Muammer Karakaş ile tanıştım. Ben ona İbranice öğretirken o da bana yoga öğretti. Kuran'la büyük benzerlik taşıyor. Yoga 'birlik bilinci,' 'Kulhüvallahü ehad' derken de 'Allah birdir' diyorsunuz. İslam bütün kültürlerdeki insan doğasına ters düşmeyen ortak değerler bütünüdür. Kuran'a göre, gerçek din, yogada olduğu gibi insan doğasıdır, toplumdaki kurumsallaşmış din değil. İslam insanın kendisiyle barışık olmasıdır.

Namaza Alternatif Değil

Yogaya başladığımdan beri daha aktifim. İnsanların aylarını vererek yaptıklarını birkaç günde yapıyorum. O kadar huzurluyum ki, yeni bir dünyanın oluşturulmasını gerçekleştirebileceğime inanıyorum. Bu yürüyüşün sonunda ilahi tecellilere kavuşmak söz konusu. Namazla da huzur buluyorsunuz, yogayla da ama yoga namazın alternatifi değil. Sosyete yogayı gösteriş olsun diye, dikkat çekmek için yapıyor. Ama özden uzak olan her şey geriye teper, aksi sonuçlar doğurur."

'Şeriat öldürür aşk diriltir'

Prof. Dr. Salih Akdemir, kendisinin de benimsediği "Şeriat öldürür, aşk diriltir" sözünün İbni Arabi ve St. Pavlus'un sözü olduğunu ileri sürerek şunları söylüyor. Burada anlatılmak istenen şekille dindarlık olmaz anlayışıdır. Nitekim Kur’an'da 'Yazık o namaz kılanlara. Namazlarında yetimin doyurulmasına çaba göstermezler, gösteriş için kılarlar toplumda yardımlaşmayı engellerler' deniyor. İbadeti sözde değil de özde yapmak. Sevgi olmazsa şekille hiçbir sonuç alınamaz. Kuru şekil, gösterişten öteye gitmez. Tüm eylemlerimizde Allah sevgisi egemen olmalı. Bu sözü bütün sufiler benimsiyor. Toplumda karı koca arasında da huzursuzluk varsa, sevgi boyutunun değil şeklin, ailede korkunun egemen olmasından. Sevgi tüm korkuları ortadan kaldırır. Tanrı sevgidir, sevgide yaşayan Tanrı'da yaşar, Tanrı'da yaşayan sevgide yaşar.

Buradaki şeriat sözcüğü kurallar bütünü anlamındadır. Gerçek anlamıyla şeriatı anlatmaz."

 İlahiyatçı profesör böyle söylerken Seray Sever ilahiyatçı olmamasına rağmen tam aksini iddia ediyor. Bir grup arkadaşıyla Kudüs'e gittiklerini söyleyen Seray Sever "Dört gün boyunca Filistin'de dolaştık. Kudüs'e, Gazze'ye gittik. Mescid-i Aksa'da namaz kıldık. Hazret-i İbrahim'in kabrini ziyaret ettik. Her yerde barikatlar, tanklar var. Müthiş bir sefalet... Filistin'den çıktıktan sonra üç gün kendime gelemedim. Ben hidayete ermedim. Zaten Müslümandım. Sadece, dini hususlarda biraz daha titizlik göstermeye çalışıyorum. Meditasyon da yaptım fakat namaz bambaşka. 'Niye bu kadar geç kalmışım' diye de çok hayıflandım." diyor. Meditasyon ve yoga meselesi bugün Hint kültürünün etki alanında olan ülkelerde daha fazla tartışma konusu oluyor. Sözgelimi, Endonezya'da en yüksek dini merci, İslami gelenekleri bulandırdığı ve bozduğu gerekçesiyle yogayı yasakladı ve İslam dışı ilan etti. Mesele Malezya'da da gel gitlere neden olmuştu. Batı Sumatra'da Padang Panjang köyünde toplanan yüzlerce alim meseleyi tartıştıktan sona karara bağladı. Ma'ruf Emin Ulema Meclisinin bu hususa fetva yayınladığını ve yogayı yasak ilan ettiğini hatırlattı. Bununla birlikte Amin, Hindu dini ritüelleri karıştırılmadan spor bağlamında yapılan yoganın yasak kapsamına girmeyebileceğini ifade etti. Bid’at olanının münhasıran Hindu diniyle bağlantılı olanın oluğunu beyan etmiştir. Hıristiyanlar da yoga pratiğinin kendi kültürleriyle çatıştığını ifade ediyorlar. Mısır el Ezher Üniversitesi de 2004 yılında yayınladığı bir fetva ile birlikte yogayı gayri şer'i ilan etmiştir.

Malezya da 2008 yılında aynı nedenlerden dolayı yogayı yasaklamıştır.

 Diyanet İşleri Başkanlığı da yogayı İslam'a aykırı ilan etti. Diyanet, Hinduizm ve Budizm kaynaklı olduğuna dikkat çektiği yoganın, İslam'da yeri olmadığını belirtti. Malezya'da "Müslümanların inancını yok edebilir ve yozlaştırabilir" gerekçesiyle yasaklanan yogaya, Diyanet İşleri Başkanlığı da vize vermedi. Yoganın, Hinduizm ve Budizm kaynaklı olduğuna dikkat çeken Diyanet, İslam tarafından emredilen ibadetler ve konulan prensiplerin insanın olgunlaşması ve güzel ahlak kazanması için yeterli olduğu görüşünü dile getirdi. Diyanet'e göre, "İslam dini, amaçsız, iş olsun kabilinden yapılan işleri ve sergilenen davranış şekillerini uygun görmez." Diyanet, "İslamiyet'te yoganın yeri nedir? Bir Müslüman'ın yoga yapmasının sakıncası var mıdır?" sorusuna, Hinduizm inancında reenkarnasyona yer verilmesine gönderme yaparak şu cevabı verdi: "İslam dini tenasüh (Ruhun, bedenin ölümünden sonra yeni bir vücuda bürünerek geri dönmesi, reenkarnasyon) fikrini reddeder. Bir ruhun farklı bedenlerde dünyaya tekrar dönüşü, ahirette ceza ve mükafat esasıyla da çelişir."

Tenasüh inancında, Kur’an'ın aksine ahiret hayatına yer verilmediği de belirtilen açıklamaya özetle şöyle devam edildi: "Bu uygulama, insanları etkileyip rüyalar aleminde gezdirmeyi hedefleyen 'meditasyon' ya da 'uyutma' yönteminden farklıdır. İnsanın meditasyon yoluyla bir başkasını etkilemesi, onu uyutması, rüyalar göstermesi gayet muhtemeldir. Ancak İslam dini amaçsız, iş olsun kabilinden yapılan işleri ve davranış şekillerini uygun görmez.( 26/11/2008, güncel.net)."

Hata Yoga Ve Raca Yoga

Yoganın izahıyla alakalı olarak en derli toplu bilgileri ve analizi tasavvuf tarihi hocalarından Mahmud Erol kılıç yapar. Sadık Yalsızuçanlar'la konuşmasında bu hususta meselenin iki boyutuna dikkat çeker: "Günümüzde doğru Taoizm, Tao metni, doğru bir Tao inisiyasyonundan (seyr-i sülûk) bahsetmek adeta mümkün değil, zaten metin yok, doğrusu ne olmuştur? Bugün Hinduizm denildiği zaman elimizde metafiziği kaybolduğu için sadece tıbbi esasları kalmıştır. Neredeyse. İnsan bedenini geliştirmek, güzelleştirmek üzere bugün Hinduizm eşittir yoga anlaşılmıştır. Oysa yoga, Hinduizmin, o muhteşem gövdenin sadece bir dalıdır, cüzüdür, sadece bir aracıdır, bir vesilesidir. Ondan dolayı bugün öğretilenlerin hepsi en ileri derecede Hata Yogadır. Hata Yoga nefes egzerseslerine dayanır. Ama Raca Yoga dediğimiz yoga yoktur. Raca Yoga metafizik yogadır. Yani irfan yogalarıdır. Kalmamıştır adeta. Kaldırılmıştır. Bugün dolayısıyla ben yoga derslerine gidiyorum diyenlerin yaptığı, bedenlerindeki biyokimyasal süreci etkileyen güzel birer egzersesten ibarettir. Yani pek metafizik bir şey değildir o. Hıristiyanlığa geldiğimiz zaman işte ortada en az dört tane İncil bulunmaktadır. Ortada Pavlus'un Hz. İsa'sı vardır daha sonra farklı İsa görüntüleri çıkmaktadır ortaya, Yani metinlerde de bakınız bir kayma olduğundan dolayı inisiyasyonarında da kaymalar oluşmaktadır. Demek ki, Hinduizm içerisinde gelecek olacak bir velinin yapı bozumculuğu metinsel anlamda da olacaktır. İşte Şankara buna gayret sarf etmiştir, asılları oturtmaya çalışmıştır. Yahudi geleneği içerisinde, Rabi Akiva yani Haham Akiva önemli adımlar atmıştır. Esaslara geri döndürmeye çalışmıştır. Mesela Hıristiyanlığın içerisinde birçok teşebbüs olmuştur…” (Evvele Yolculuk, Mahmud Erol Kılıç, s: 114, Sufi)

Velhasıl İslam'da ibadetler tevkifidir ve bu bağlamda başka milletlerin ibadetleri taklid edilemez. Salih Akdemir'in uyguladığı İslam'a bulanmış yoga ise eklektik ve montaj bir ibadettir dolayısıyla asil ve şer'i olmadığında bir şüphe yoktur. Merduttur. Sözgelimi bizim orucumuz yerine onların perhizini örnek alamayız. Diğerlerini buna mukayese edebiliriz.

[1] Burada kastedilen şarkı ve türküvârî icra edilen mevlid merasimleri olmalıdır. Yoksa Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in muhabbetini gönüllere eken na’t ve kasîdelerin yasaklanması mümkün değildir. (Nâşirin notu)

Bookmaker betfair Bonus review by ArtBetting.co.uk

Bookmaker bet365 review by ArtBetting.co.uk

Germany bookmaker b.artbetting.de review by ArtBetting.de

Bookmaker Greece BET365 review by ArtBetting.gr

Back to top